ISSN 2149-4983 | e-ISSN: 2149-9306
 
 
Cilt : 5 Sayı : 1 Yıl : 2019
 
: 5 (1)
Cilt: 5  Sayı: 1 - 2019
Özetleri Gizle | << Geri
ORJINAL ARAŞTIRMA
1.
Sitotoksik Kemoterapi Alan Hastalarda Stres Belirtileri ve Düzeyi ile Baş Etme Yöntemleri Arasında İlişki Var mıdır ?
Is There Relatıonship Between Stress Symptoms, Stress Level and Stress Copıng Strategies in Patients Taking Cytotoxic Chemotherapy?
Sezgi Çınar Pakyüz, Özden DEDELİ ÇAYDAM, Cansu KOŞAR ŞAHİN
doi: 10.5222/jaren.2019.28190  Sayfalar 1 - 9
AMAÇ: Bu çalışmada; sitotoksik kemoterapi alan hastalarda stres belirtileri ve düzeyi ile baş etme yöntemleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlandı.
YÖNTEM: Araştırmanın örneklemini Manisa ilinde bir üniversite hastanesinin kemoterapi ünitesine başvuran 116 hasta oluşturdu. Veriler, Hasta tanıtım formu, Algılanan Stres Ölçeği, Stres Belirtileri Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği kullanılarak toplandı.
BULGULAR: Sitotoksik kemoterapi alan hastaların Algılanan Stres Ölçeği ile Stres Belirtileri Ölçeği’nden aldıkları puanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulundu (r=-0,42 p<0,001). Stres Belirtileri Ölçeği ile Kendine Güvenli Yaklaşım (r=-0,41 p<0,001), İyimser Yaklaşım (r=-0,36 p<0,001), Çaresiz Yaklaşım (r=0,27 p<0,01) ve Sosyal destek arama (r=-0,21 p<0,05) arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu belirlendi. Algılanan Stres Ölçeği ile Kendine güvenli yaklaşım (r=0,40 p<0,001), İyimser Yaklaşım (r=0,29 p<0,01), Çaresiz Yaklaşım (r=-0,48 p<0,001), Boyun Eğici Yaklaşım (r=-0.26 p<0,01) ve Sosyal Destek Arama (r=0,28 p<0,01) arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu saptandı.
SONUÇ: Sitotoksik kemoterapi alan hastalar stres belirtileri içinde en çok yorgunluk, uyku bozuklukları, erken uyanma, sinirlilik-kızgınlık duyguları ve sıkıntı veren düşünceler deneyimlemekte, stresle baş etmek için ise en çok kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım ve sosyal destek arama yöntemlerini kullanmaktadır. Buna bağlı olarak stresle etkili başa çıkabildikleri söylenebilir.
OBJECTIVES: Cancer has an intense stressful treatment process due to the various burdens that brings to the individual. The aim of the study is to evaluate relationship between Stresssymtoms, Stress level and Coping Strategies in Patients receiving Cytotoxic Chemotherapy.
METHODS: Research was carried out with116 patients receiving Chemotherapy in a University Hospital Chemotherapy Unit in Manisa using Patient information form, Perceived Stress Scale, Stres Symptoms Scale and Coping Style Scale.
RESULTS: There was a statistical significance correllation between Perceived Stress Scale scores and Stres Symptoms Scale scores (r=-0,42 p<0,001). There was a statistical significance correlation between stres symptom scale scores and self-confident approach (r=-0,41 p<0,001), optimistic approach(r=-0,36 p<0,001), helpless approach (r=0,27 p<0,01) and seeking social support (r=-0,21 p<0,05). There was a statistical significance correllation between Perceived Stress Scale and self-confident approach (r=0,40 p<0,001), optimistic approach (r=0,29 p<0,01), helpless approach(r=-0,48 p<0,001), submissive approach (r=-0,26 p<0,01) and seeking social support (r=0,28 p<0,01).
CONCLUSION: Patients with receiving cytotoxic Chemotherapy mostly experienced fatigue, sleeping disorders, premature waking, nervous-anger feelings and distressing thoughts. They used self confident approach, optimistic approach and seeking social support to cope with stres mostly. Accordingly, it can be said that they can effectively deal with stress.

2.
Bir Aile Sağlığı Merkezine Başvuran Bireylerin Obezite Durumunun Belirlenmesi
Determination of the obesity status of individuals who referred to a family health center
Sıdıka Oğuz, Gülşah Çamcı, Yusuf Arpacıoğlu, Mehmet Şeker, Hasan Erbek, Mehmet Yurtdaş
doi: 10.5222/jaren.2019.69672  Sayfalar 10 - 16
Amaç: Bu çalışma İstanbul ilinde bir Aile Sağlığı Merkezine başvuran bireylerin obezite durumunu saptamak amacıyla tanımlayıcı-kesitsel olarak planlandı.
Yöntem: Araştırma İstanbul ilinde bir Aile Sağlığı Merkezine 15 Şubat – 25 Mayıs 2017 tarihleri arasında başvuran 185 birey ile gerçekleştirildi. Veri toplamada anket kullanıldı. İstatiksel analizler için yüzdelik, frekans, ortalama ve ki-kare kullanıldı. Tüm testlerde anlamlılık seviyesi p<.05 olarak ele alındı.
Bulgular: Çalışmaya katılan bireylerin %59.5 kadın %40.5 erkektir. Bireylerin yaş ortalamasının 35.65 ± 14.12 dir. Bireylerin Beden kitle indeksi ortalaması 26.13 kg/m2, bel çevresi ortalaması 87.7 cm, kalça çevresi ortalaması 98.9 cm ve Bel kalça oranı 0.88 cm bulundu. Bireylerin %22.16’sının obez olduğu saptandı (kadınların % 25.45, erkeklerin %17.33 obez ). Kadınların %81.82’sinin bel/kalça oranı yüksek (0.8 ve üstü) ve erkeklerin %4’ünün bel/kalça oranı (1 ve üstü ) yüksek olduğu bulundu. Cinsiyet ile beden kitle indeksi (p=.265) ve bel/kalça oranı arasında (p=.194) anlamlı ilişki saptanmadı. Çalışmada obezite durumu ve yaşam biçimleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı.
Sonuç: Çalışmada obezite prevelansı yüksek bulundu.
Objective: The research was planned as descriptive and cross sectional study to determine the obesity status of patients who referred to a family health center in Istanbul
Method: The research was carried out with 185 individuals who referred to a Family Health Center in İstanbul between 15 February - 25 May 2017. Questionnaire was used for data collection. For statistical analysis, percentage, frequency, mean, and chi-square were used. Significance level was considered as p <.05 in all tests.
Results: 59.5% of the individuals who participated in the study were women, 40.5% were men. The average age of the individuals was 35.65 ± 14.12. The average body mass index of the individuals was 26.13 kg / m2, waist circumference was 87.7 cm, hip circumference was 98.9 cm and waist hip ratio was 0.88 cm. It was found that 22.16% of the individuals were obese (25.45% of women, 17.33% of men were obese). It was found that 81.82% of women had high waist / hip ratio (0.8 and over) and 4% of men had high waist / hip ratio (1 and over). It was determined that gender was no significant relationship between body mass index (p =.265) and waist / hip ratio (p =.194). There was no significant relationship between obesity and lifestyle of individulas in the study.
Conclusions: The prevalence of obesity was high in study.

3.
İlköğretim Birinci ve İkinci Kademe Öğretmenlerinin İlk Yardım Bilgi Düzeyi
Level of First Aid Knowledge of Primary and Secondary School Teachers
Betül Aktaş, Medine Yılmaz, Feyza Dereli, Hatice Yıldırım Sarı
doi: 10.5222/jaren.2019.18894  Sayfalar 17 - 22
Amaç: Bu çalışmada ilköğretim birinci ve ikinci kademede görev yapan öğretmenlerin ilk yardım bilgi düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.
Yöntem: Tanımlayıcı tipteki bu araştırmanın evreni okul sağlığı çalışmalarının yürütüldüğü İzmir ili Çiğli ve Karşıyaka ilçelerinde yer alan sosyoekonomik düzeyi aynı olan 4 ilköğretim okulunda çalışan öğretmenlerden (151 kişi) oluşmuştur. Araştırmaya ilköğretim birinci ve ikinci kademede çalışan gönüllü katılım gösteren toplam 116 öğretmen katılmıştır. Araştırmada Bilgi Formu (yaş, cinsiyet, branş, görev yeri, ilk yardım eğitimi alma durumu ve eğitim alınan yer) ve İlk Yardım Bilgi Değerlendirme Formu (32 soru) kullanılmıştır.
Bulgular: Araştırmada öğretmenlerin ilkyardım bilgi puan ortalaması 32 üzerinden 22.98±3.87 olarak belirlenmiştir. İlk Yardım Bilgi Değerlendirme Formu’na göre en yüksek puanı 25-34 yaş grubundaki öğretmenlerin (24.32±1.95) aldığı, yaş arttıkça bilgi puanın düştüğü, yapılan ileri analiz sonucu bu farkın 55-60 yaş grubundakilerden kaynaklandığı, ilkyardım eğitimi alan (23.81±2.38) öğretmenlerin puanlarının, almayanlara (21.46±5.38) göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Kadın öğretmenlerin İlk Yardım Bilgi Değerlendirme Formu puan ortalamalarının (23.31±3.60) erkek öğretmenlerinkinden (22.00±4.52) daha yüksek olduğu ancak istatistiksel yönden anlamlı bir fark bulunmadığı saptanmıştır (p>0.05). Öğretmenlerin alanlarına göre İlk Yardım Bilgi Değerlendirme Formu Puanları karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklılığın olmadığı belirlenmiştir (p>0.05) (Tablo 5).
Sonuç: Öğretmenlerin ilk yardım bilgisi orta düzeydedir. Öğretmenlerin yaşı artıkça bilgi puanın düştüğü ve ilkyardım eğitimi alan öğretmenlerin puanlarının almayanlara göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir.
Objective: In this study, it was aimed to determine the level of first aid information of primary and secondary school teachers.
Method: The universe of this descriptive study consisted of teachers (151 persons) working in 4 primary schools with the same socioeconomic level in Çiğli and Karşıyaka districts of İzmir province where school health studies were conducted. A total of 116 teachers who participated in the first and second grades of the primary school participated in the research. Information Form (age, gender, branch, place of employment, status of first aid education and place of education) and First Aid Information Assessment Form (32 questions) were used in the research.
Results: According to the First Aid Information Form, the highest score was obtained by the teachers in the 25-34 age group (24.32 ± 1.95), the age residual knowledge score was decreased, the scores of the teachers in the 55-60 age group after the advanced analysis were statistically significantly lower than the teachers in the other age group (p <0.05). It was found that the mean score of the First Aid Information Assessment Form of female teachers (23.31 ± 3.60) was higher than that of male teachers (22.00 ± 4.52), but there was no statistically significant difference (p> 0.05). It was determined that there was no statistically significant difference in the First Aid Information Evaluation Form scores according to the teachers' branches (p> 0.05) (Table 5).
Conclusion: Teachers' first aid information is moderate. It was determined that the teachers' scores decreased as the age increased and the scores of teachers who received first aid training were higher than those who did not.

4.
Hemşirelik Bölümü Öğrencilerinin Manevi Destek Algıları Ve Etkileyen Faktörler
Spiritual Support Perceptions And The Affecting Factors Of Students Among Nursing School
Rabiye Erenoğlu, Rana Can
doi: 10.5222/jaren.2019.77699  Sayfalar 23 - 30
Amaç: Bu çalışma hemşirelik bölümü öğrencilerinin manevi destek algıları ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.
Yöntem: Bu çalışma tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini Akdeniz bölgesinde yer alan bir ildeki üniversitenin 2016-2017 öğretim yılında Sağlık Yüksekokulu’nda okuyan tüm hemşirelik bölümü öğrencileri oluşturmuştur. Veriler anket tekniği ile 1-31 Nisan 2017 tarihleri arasında araştırmaya katılmayı kabul eden 323 hemşirelik bölümü öğrencisine ulaşılarak toplanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak “Kişisel Bilgi Formu” ve “Manevi Destek Algısı Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS-21 paket programı kullanılarak, tanımlayıcı istatistiklerin yanısıra Kruskal Wallis ve MannWhitney U testleri analiz edilmiştir.
Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalamasının 20.86±1.84 olduğu, %65.3’ü kadın, %96.6’sı bekar olduğu saptanmıştır. Öğrenci hemşirelerin manevi destek algılarının toplam puan ortalamasının yüksek (52.02±6.99) düzeyde olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin %58.8’i manevi bakım kavramını daha önceden duymuş olduklarını/bilgileri olduğunu ve %75.2’si eğitim gördüğü bölümde manevi bakımla ilgili olarak eğitim/ders almak istediğini ifade etmiştir.
Sonuç: Hemşirelik öğrencilerin manevi destek algı düzeylerinin yüksek olduğu görülmektedir.
Aim: This study was done in order to determine spiritual support perceptions and the affecting factors among nursing students.
Method: This study was a descriptive study. The population of the study was consisted of all the nursing students who studied at the school of health located in a province in Mediterranean Region during 2016-2017 academic year. Data were gathered using survey technique between the 1st and the 31st of April 2017 by contacting 323 nursing students who accepted to join the study. As the data collection tool, Information Request Form and Spiritual Support Perception Scale were used. The data obtained in the study were analyzed using SPSS-21 package program and descriptive statistics, Kruskal Wallis and MannWhitney U tests.
Results: Average age of the participant students was 20.86±1.84 years, 65.3% of the participants were female, 96.6% of them were unmarried. It was identified that nurse students’ total average score of spiritual support perceptions was high (52.02±6.99). 58.8% of the students told that they had/heard about spiritual care previously and 75.2% of them wanted to receive a training/course about spiritual care in the academic department where they studied.
Conclusion: It was found that nursing students’ spiritual support perception levels were high.

5.
Hemşirelik Öğrencilerinin Kültürlerarası Duyarlılıkları ve İlişkili Faktörlerin Değerlendirilmesi
Evaluation of The Intercultural Sensitivity and Related Factors of Nursing Students
Altun Baksi, Hamdiye Arda Sürücü, Mesude Duman
doi: 10.5222/jaren.2019.75046  Sayfalar 31 - 39
Amaç: Bu çalışmanın amacı; Türkiye’nin doğusunda yer alan bir devlet üniversitesinin hemşirelik öğrencilerinin kültürlerarası duyarlılıkları ve ilişkili faktörlerin değerlendirilmesidir.
Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı tipteki bu araştırma, Dicle Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksekokulu hemşirelik bölümü öğrencilerinde Nisan-Mayıs 2017 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 236 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma verileri; veri formu ve Kültürlerarası Duyarlılık Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırma verileri Pearson korelasyon analizi, Student t testi yada Mann Whitney U testi ve One Way Anova ya da Kruskal-Wallis testi ile değerlendirilmiştir.
Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelik öğrencilerinin kültürlerarası duyarlılık düzeyi toplam puan ortalamasının 91.20±13.78 olduğu belirlenmiştir. Hemşirelik 1.sınıf öğrencisi olmanın, ekonomik durumunun iyi veya üstünde olmasının, ara sıra sosyal medyada farklı ülkelerden insanlarla iletişim kurma, farklı kültüre sahip bir ülkede çalışmayı/yaşamayı isteme ve Erasmus öğrenci değişim programlarına katılmaya istekli olma durumunun kültürlerarası duyarlılık düzeyini arttırdığı saptanmıştır (p<0.05). Ayrıca meslekten memnuniyet düzeyi arttıkça kültürlerarası duyarlılık düzeyinin arttığı saptanmıştır (p<0.05).
Sonuç: Hemşirelik öğrencilerinin kültürlerarası duyarlılık düzeylerinin iyi olduğu saptanmıştır.
Objective: The goal of this study is to evaluate the intercultural sensitivity and related factors of nursing students attending a state university located in the east of Turkey.
Methods: This descriptive study was conducted between April-May 2017 for the students of the nursing department of Ataturk Health Academy of Dicle University. The study sample consists of 236 students. Research data were collected through the data form and by using Intercultural Sensitivity Scale. Research data were assessed with Pearson correlation test, Studentt-test or Mann Whitney U test and One Way Anova or Kruskal-Wallis test.
Results: The total score average of intercultural sensitivity level of the nursing students participating in the research was determined as 91.20 ± 13.78. It has been determined that being a nursing 1st-grade student, having higher economic status, occasionally communicating with people from different countries via social media, being willing to work/living in a country with different cultures to participate in Erasmus student exchange programs have increased the level of intercultural sensitivity (p<0.05). In addition the level of intercultural sensitivity has increased as the level of job satisfaction increases (p<0.05). Conclusion: The intercultural sensitivity levels of nursing students were found to be agreeable.

6.
Sağlık Personelinin Toplumsal Cinsiyet Rollerine İlişkin Tutumları ve Etkileyen Faktörler
Attitudes to Health Personnel to Gender Roles and Factors Affecting Their Gender Roles
Figen Alp Yılmaz
doi: 10.5222/jaren.2019.66375  Sayfalar 40 - 45
Amaç: Bu çalışma sağlık personelinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları ve etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır.
Metot: Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikteki çalışmanın evrenini, İç Anadolu bölgesindeki bir ilde çalışan sağlık personeli oluşturmuştur. Örneklem seçimine gidilmemiş, çalışmaya katılmayı kabul eden 284 sağlık personeline ulaşılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen tanıtıcı bilgi formu ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği kullanılarak toplanmış veriler sayı, yüzde, independent t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılarak değerlendirilmiştir ( % 95 güven aralığı, önem düzeyi p<0,05)
Bulgular: Araştırmadan elde edilen bulgular sağlık personelinin toplam puan ortalaması 111,44±9,01 olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan sağlık personelinin cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, aile tipi, yaşadığı yer ve mesleği ve toplumsal cinsiyet tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır.
Sonuç: Bu çalışmada sağlık personelinin eşitlikçi tutuma sahip oldukları belirlenmiştir.
Aim: This study was carried out to examine the attitudes of health personnel on gender roles and the factors that affect them.
Materials and Method: The universe of this descriptive and cross-sectional study was made up of health staff working on the ground in the Inner Anodul region. No sampling process was employed; instead, a total of 284 health staff working accepting to participate in the study were involved. The data were collected through a questionnaire form developed by the Researcher and Gender Roles Attitude Scale, valuated medium using number, percentages, and independent t test and one way analysis of variance significance test (95 % confidence interval, p<0.05 significance.
Results: The results obtained from the research revealed that the mean score achieved by the health personnel was 111.44 ± 9.01 There was no statistically significant difference between gender, marital status, educational status, family type, place of residence and occupation and gender attitudes of the health personnel participating in the research.
Conclusion: This study it was found that the health personels had egalitarian gender roke attidues

7.
Sağlık Çalışanlarının Çocuk İstismarını/İhmalini Raporlamaya Karşı Tutumlarını Belirleme Ölçeği’nin Öğrenci Hemşirelerde Geçerlik ve Güvenilirliği
Validity And Reliability of the Healthcare Provider Attitudes Toward Child Maltreatment Reporting Scale on Nursing Students
Türkan Turan, Çiğdem Erdoğan
doi: 10.5222/jaren.2019.15807  Sayfalar 46 - 52
Amaç: Bu çalışma Sağlık Çalışanlarının Çocuk İstismarını Raporlamaya Karşı Tutumlarını Belirleme Ölçeği’nin Türkçe versiyonunun öğrenci hemşireler için geçerliliğini ve güvenilirliğini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır.
Yöntem: Bu metodolojik çalışma 210 öğrenci hemşireyle gerçekleştirilmiştir.
Dil geçerliliğinde test etmek amacıyla çeviri/tekrar çeviri yöntemi kullanılmıştır. Ölçeğin geçerliliği uzman görüşü ve yapı geçerliliği (açımlayıcı faktör analizi) ile değerlendirilmiştir.
Ölçeğin güvenilirliğinde; iç tutarlılığı değerlendirmek amacıyla Cronbach's alpha katsayısı hesaplanmıştır. Test-tekrar test güvenilirliğini belirlemek için bir alt gruba, ilk uygulamadan iki hafta sonra ikinci kez uygulanmıştır.
Bulgular: Ölçeğin toplam Cronbach Alfa değeri 0.83, test-tekrar test güvenirlik korelasyon değeri 0.90 bulunmuştur. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin 2 faktörlü modeline ilişkin toplam açıklanan varyansın %50.25 olduğu ve maddelerin faktör yük değerlerinin 0.30 sınır değerinin üzerinde olduğu ve ölçeğin yapı geçerliliğine sahip olduğu saptandı.
Sonuç: Çalışmanın sonuçları, Sağlık Çalışanlarının Çocuk İstismarını Raporlamaya Karşı Tutumlarını Belirleme Ölçeği Türkçe versiyonunun, öğrenci hemşirelerin çocuk istismarını raporlamaya karşı tutumlarını belirlemek amacıyla kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir.
Aim: This study was conducted to evaluate the validity and reliability of the Turkish version of the Healthcare Provider Attitudes Toward Child Maltreatment Reporting Scale on Nursing Students.
Method: This methodological study was conducted with 210 nursing students. A translation / re-translation method was used to test the validity of the language. The validity of the scale was assessed by expert opinion and construct validity (exploratory factor analysis). Reliability of the scale; Cronbach's alpha coefficient was calculated to evaluate internal consistency. To determine the test-retest reliability, a subgroup was applied a second time two weeks after the first application.
Results: The Cronbach's alpha value of the scale was 0.83, and test-retest reliability was 0.90. As a result of the exploratory factor analysis, it was determined that the total explained variance of the 2 factor model of scale was 50.25%, the factor loadings of the items were above the 0.30 limit value and the scale had structural validity.
Conclusion: The results of the study show that the Turkish version of the Healthcare Provider Attitudes Toward Child Maltreatment Reporting Scale is a valid and reliable measurement tool that can be used to determine student nurses' attitudes towards reporting child abuse.

8.
Üniversite Öğrencilerinin Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Konusunda Bilgi ve Görüşlerinin İncelenmesi
Investigatıon of Knowledge and Opinions About Sexually Transmitted Diseases of University Students
Öznur Yaşar, Merve Dikoğlu Buluş, Gözde Özsezer Kaymak, Sezer Er Güneri
doi: 10.5222/jaren.2019.97759  Sayfalar 53 - 58
Amaç: Araştırma üniversite öğrencilerinin cinsel yolla bulaşan hastalıklar (CYBH) konusunda bilgi ve görüşlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.
Materyal-metot: Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan araştırma 06 -15 Mart 2015 tarihleri arasında, örneklem seçimine gidilmeksizin 2014-2015 eğitim öğretim yılında Balıkesir’de özel bir kız öğrenci yurdunda kalan 327 öğrenciden, gönüllü, sağlık yüksekokulu veya tıp fakültesinde öğrenci olmayan 250 öğrenciye uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak 21 sorudan oluşan anket formu kullanılmıştır. Veri analizi Statical Package for Social Sciences for Windows 16.0 bilgisayar programında, aritmetik ortalama, yüzdelik sayıları içeren betimleyici analizler ve pearson ki kare testi yapılmıştır.
Bulgular: Öğrencilerin yaş ortalaması 20,94 (±1,82) ve %70, 8’inin büyükşehir-şehirde yaşadığı belirlenmiştir. Araştırmaya katılanların %44,4’ü ailede cinsellik konusunda konuşulmadığını, %56’sı evlilikten önce her türlü cinsel ilişkiye karşı olduğunu, %66’sı cinsel sağlık ve üreme sağlığı konusunda bilgisi olduğunu, bilgi kaynakları olarak %24’ü dergi, kitap, televizyonu belirtmiştir. Öğrencilerin, %77,2’si birden fazla cinsel partneri olma, %61’i hayat kadınlarıyla birlikte olma, %9,6’sı uyuşturucu bağımlısı olma durumunu CYBH’ın bulaşması için risk faktörü olarak belirtmiştir. Öğrencilerin %96’sı CYBH’ın kan yolu ile bulaştığını, %95’i bu hastalıkların sağlık problemine yol açacağını belirtmiştir.CYBH’dan korunmada öğrencilerin %71,2’si kondom kullanılabileceğini belirtmiştir. Katılımcıların üniversiteye gelmeden önce yaşadığı yer ile ailede cinselliğin konuşulması arasında anlamlı fark saptanmıştır.
Sonuç: Araştırmada üniversite öğrencilerinin CYBH belirtileri ve risk faktörleri konusunda bilgi ihtiyaçlarının olduğu tespit edilmiştir. Gençlere erken dönemde riskli davranışlar sergilemeden önce gerekli eğitimlerin yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Objective: The aim of this study was to determine the knowledge and opinions of students about sexually transmitted diseases (STD).
Material methods: Descriptive and cross-sectional study between 06 and 15 March 2015, 327 students who remained in a special school for girls in Balikesir academic year of 2014-2015 without sample selection, volunter, who were not students at health school or medical school 250 students were applied. A questionnaire consisting of 21 questions was used as data collection tool. Statistical Package for Social Sciences for Windows 16.0 was used in computer program with descriptive analysis including arithmetic mean, percentiles and pearson chı square test..
Resuts: The average age of the students was determined as 20.94 (± 1.82) and 70,8%, of them live in metropolitan city. Of the participants, 44.4% said that were not talking about sexuality, 56% said they were against any kind of sexual relations before marriage, 66% had knowledge about sexual health and reproductive health, 24% television, book, magazine. Of the students, 77.2% stated that they had more than one sexual partner, 61% were with prostitutes, and 9.6% were drug addicts as a risk factor of STD transmission. 96% of the students stated that STDs were transmitted via blood, and 95% stated that these diseases would cause health problems. of which 71.2% of the students stated that can use condoms to be protected from STDs. Conclusion: In the study, it was determined that university students had information needs about STD symptoms and risk factors. It has come to the conclusion that necessary training should be done before young people exhibit risky behavior in the early period. There was a significant difference between the place where the participants lived before coming to the university and the discussion of their sexuality in the family.

9.
Hemşirelik Öğrencilerinin Stres Durumları ile Bilişsel Esneklik Düzeyleri Arasındaki İlişki
The Relationship Between Stress Status and Cognitive Flexibility Levels of Nursing Students
Nuray Turan, Hanife Durgun, Hatice Kaya, Gonca Ertaş, Dilek Kuvan
doi: 10.5222/jaren.2019.43265  Sayfalar 59 - 66
Amaç: Bu araştırma, hemşirelik öğrencilerinin stres durumları ile bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacı ile yapıldı.
Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel türde gerçekleştirilen araştırmanın evrenini, İstanbul’da bir hemşirelik fakültesinde 2017-2018 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören toplam 1213 öğrenci; örneklemini ise; evrendeki eleman sayısı bilinen formülle tabakalı olarak hesaplanan toplam 292 hemşirelik öğrencisi oluşturdu. Veri toplama aracı olarak; Kişisel Bilgi Formu, Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ve Bilişsel Esneklik Ölçeği (BEÖ) kullanıldı. Elde edilen veriler; bilgisayarda uygun istatistiksel yöntemler kullanılarak analiz edildi.
Bulgular: Hemşirelik öğrencilerinin yaş ortalaması 20,30±1,54 yıl, %82,5’i kadın, %99,3’ünün bekar, %89,4’ünün herhangi bir işte çalışmadığı saptandı. Öğrencilerin; Algılanan Stres Ölçeği puan ortalamasının 27,53±7,00, Bilişsel Esneklik Ölçeği puan ortalamasının ise, 39,43±2,83 olduğu belirlendi. Algılanan Stres Ölçeği ile Bilişsel Esneklik Ölçeği puanları arasında negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptandı (p<0,05). Kadınların, Algılanan Stres Ölçeği puan ortalaması, erkeklerden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlendi (p<0,05).
Sonuç: Bu sonuçlar doğrultusunda, öğrencilerin stres ve bilişsel esneklik düzeylerinin orta düzeyde olduğu görülmektedir. Hemşirelik öğrencilerinde stres ve bilişsel esneklik düzeylerini etkileyen etmenler söz konusudur. Öğrencilerin algılanan stresleri arttıkça bilişsel esneklik düzeyleri azalmaktadır. Hem akademik hem de sosyal yaşamda stresli durumlarda bilişsel esneklik düzeylerine yönelik farkındalık oluşturulmalı ve stres ile baş etmeye yönelik sağlık davranışları kazandırılmalıdır.
Objective: The aim of this study was to investigate the relationship between stress levels and cognitive flexibility levels of nursing students.
Method: The population of the research, which was carried out in a descriptive and cross-sectional type, consisted of 1213 students who studied in a nursing faculty in Istanbul in 2017-2018 academic year. The sample was composed of 292 nursing students who were stratified by the known formula A total of 292 nursing students were included in the study. As a data collection tool; Personal Information Form, Perceived Stress Scale (PSS) and Cognitive Flexibility Scale (CFS) were used. The data obtained; were analyzed using appropriate statistical methods. The mean score of the students' Perceived Stress Scale was 27,53 ± 7,00 and the mean score of Cognitive Flexibility Scale was 39,43±2,83. There was a statistically significant negative correlation between Perceived Stress Scale and Cognitive Flexibility Scale scores (p <0,05). Perceived Stress Scale scores of women were found to be significantly higher than males (p <0,05).
Results: The mean age of the nursing students was 20,30 ± 1,54 years, 82,5% was female, 99,3% was single and 89,4% was not employed in any job.
Conclusion: According to these results, it is observed that the students' stress and cognitive flexibility levels are moderate. As students' perceived stress increases, their cognitive flexibility levels decrease. There are factors affecting the levels of stress and cognitive flexibility in nursing students. In both academic and social life, awareness should be raised on the level of cognitive flexibility in stressful situations, and health behaviors towards coping with stress should be gained.

DERLEME
10.
Geçmişten Bugüne Yurtdışındaki Hemşirelik Eğitimi
Nursing Education Abroad: Past to Present
Zeynep Kırıkkaleli, Nevin Şahin
doi: 10.5222/jaren.2019.00719  Sayfalar 67 - 72
Yurtdışında lisanslı hemşire olabilmek için izlenmesi gereken bir kaç yol vardır. Bunlardan ilki, üç yıllık eğitimden oluşan sertifika (diploma) programları, ikincisi iki yıllık ön lisans programları, üçüncüsü ise dört yıl süren, zengin eğitim ve beceri sunan fakülte diploması (lisans) programlarıdır. Bu programların herhangi birinden mezun olan lisanslı hemşire olabilmektedir, fakat her programın mezunlarının rol, yetki ve sorumlulukları birbirinden farklıdır. Lisansüstü hemşirelik eğitimi programları, yüksek lisans ve doktora olarak ikiye ayrılmaktadır. Doktora programı da kendi içerisinde, eğitim ve araştırma rolündeki hemşirelerin tercih ettiği felsefe doktorası (Ph.D) ve uygulama rolündeki hemşirelerin tercih ettiği hemşirelik uygulama doktorası (DNP) olmak üzere ayrılmıştır. Hemşirelik eğitiminin gelişmesi, sağlık hizmetlerinin maliyetinin artması, toplumun kaliteli bakım talep etmesi üzerine hemşirelerin rollerinin geliştirilmesi gündeme gelmiştir. Tüm bu nedenlerle ileri hemşirelik rolleri ortaya çıkmıştır. Literatürde yurtdışındaki hemşirelik eğitim sürecini ve gelişmelerini açıklamayı amaç edinen çok az çalışmaya ulaşılmıştır. Buradan yola çıkarak derlemede yurtdışındaki hemşirelerin eğitim sürecine ve genişletilmiş rollerine ışık tutmak amaçlanmıştır.
There are a number of approaches to be followed up to become a registered nurse at overseas. First, there are three year diploma programs; second, two year associate degree programs; and third, there are good quality baccalaureate degree programs, where students gain essential skills to be well equipped nurses. On successful completion of the mentioned programs, one can be a registered nurse. However, graduates from different programs would have different roles, responsibilities and authorities. Graduate programs in nursing are divided into two categories, which are masters and doctorate courses. Doctorate programs are also classied in two categories of research-based programs called doctor of philosophy (PhD) and practice-based programs called doctor of nursing practice (DNP). Professional development of nursing has been very popular, because the development of nursing education together with increasing healthcare expenditures increase demand on quality health care services. As a consequence of these, Advance Practice Nursing Roles (APNR) have been emerged. In the nursing literature, very limited studies have aimed to explain the education process and professional development of nursing. In this review, we, therefore, aimed to highlight the education process and the extended roles of the nursing in overseas countries.

11.
Hemşirelik Araştırmalarında Gömülü Teori Yaklaşımı
Grounded Theory Approach in Nursing Research
Gülay Manav
doi: 10.5222/jaren.2019.18189  Sayfalar 73 - 80
Bireyi merkeze alan hemşirelik biliminin tarihsel gelişimi süresince yorumsamacı önermelere gereksinim duyulmuştur. Bu önerme doğrultusunda bireyin içinde bulunduğu dünya “gözlemlemek ve açıklamak”tan çok, “anlamak ve yorumlamak”la kavranabilir. Yorumsamacı bir yaklaşım da nitel araştırmalarla sağlanabilmektedir. Nitel araştırma dünyayı görünür kılan bir dizi yorumlayıcı ve somut uygulamalardan oluşmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden kuram oluşturma yaklaşımı, araştırılan konuyu bütün gerçekliği ile incelemek için sadece veri toplama aracı olarak kullanılmaktadır. Hemşirelik araştırmalarında giderek artan düzeyde gömülü teori kullanımı; klinik uygulamaların gerçekliğinde geliştirilen gömülü teoriler ile bu teorilerin hemşireliğe uygun bir araç olarak geliştirilmesini sağlar. Bu çalışmada gömülü teori yaklaşımının hemşire araştırmacılar tarafından kullanılabilmesi için analizi yapılmaktadır.
The hermeneutical propositions has been needed during the historical development of the nursing science that the individuals are placed in the center. Through this proposition, the world in which the individual are presently can be comprehended with “the understanding and interpretation” instead of “the observation and description”. The interpretation view can also be achieved through qualitative research. The qualitative research consists of a series of interpretative and concrete applications that make the world visible. The Grounded Theory approach that is one of the qualitative research methods has been only used as a data collection tool so as to examine entirely the subject investigated. The use of the Grounded Theory that is increasingly in the nursing researches enables the theories to be developed as a tool in accordance with the nursing with the grounded theories developed in the reality of the clinical applications. In this study, the grounded theory approach is analyzed so as to be used by the nurse researchers.

12.
Prostat Kanserinin Ameliyat Sonrası Bakımında Güncel Yaklaşımlar
Current Approaches ın the Postoperative Care of Prostate Cancer
Ezgi Seyhan Ak, Ayfer Özbaş
doi: 10.5222/jaren.2019.76588  Sayfalar 81 - 89
Etiyolojisinde genetik ve çevresel faktörlerin rol oynadığı çok yönlü bir hastalık olan prostat kanseri, erkeklerde en sık tanı konan kanser türü olmakla birlikte aynı zamanda erkeklerde kanser ölümlerinin de 5. en yaygın nedenidir. Prostat kanseri dünyada ciddi bir halk sağlığı sorunu olmakla birlikte tedavi ve bakımı profesyonel yaklaşım gerektirmektedir. Tedavisinde çeşitli konservatif tedaviler olmasına karışın, cerrahi tedavi, erken evre prostat kanserinin yönetiminde altın standart ve birincil tedavi seçeneği olarak düşünülmektedir. Prostat ameliyatı sonrası hemşirelik girişimleri, ağrı kontrolü, üriner kateter bakımı, uygun beslenme ve hidrasyonunun sağlanması, aktivite- egzersizin sürdürülmesi, pelvik kas egzersiz eğitimi, hastanın bilgilendirilmesi, ameliyat sonrası komplikasyonların belirti ve bulgularına yönelik eğitim ve psikososyal danışmanlık verilmesine odaklanmaktadır. Prostat ameliyatı sonrası en iyi hasta sonuçlarına ulaşmada sistematik ve kanıta dayalı hemşirelik bakımı uygulamaları tercih edilmelidir. Hemşirelerin bu konuda yapılan çalışmalara katılarak literatüre katkı sağlamaları önerilebilir.
Prostate cancer, a multifaceted disease with genetic and environmental factors in its etiology, is the 5th most common cause of cancer deaths in males, being the most commonly diagnosed type of cancer in males. Prostate cancer is a serious public health problem in the world and requires a professional approach to its treatment and care. Although there are several conservative treatments for its treatment, surgical treatment is considered as the gold standard and the primary treatment option in the management of early stage prostate cancer. Nursing interventions after prostate surgery focus on pain control, care of urinary catheters, maintenance of proper nutrition and hydration, maintenance of activity and exercise, training of pelvic muscle exercise, informing the patient, and providing training and psychosocial counseling for signs and symptoms of post-operative complications. To achieve the best patient outcomes after prostate surgery, systematic and evidence-based nursing care practices should be preferred. It may be suggested that nurses contribute to the literature by participating in these studies.



Journal of Academic Research in Nursing (JAREN) dergisi; Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gaziosmanpaşa Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 2015 yılında Haziran ve Aralık aylarında yılda iki kez yayımlanmış olan ve 2017 yılından itibaren Nisan, Ağustos ve Aralık aylarında olmak üzere yılda üç kez yayınlanmaya devam eden yayınıdır. Dergi; Türkiye Atıf Dizini (Turkey Citation Index), ULAKBİM TR Dizin ve EBSCO Academic Search Complate veri tabanlarında indekslenmektedir.



 
Hızlı Arama



 
Copright © 2019 JAREN All rights reserved