ISSN 2149-4983 | e-ISSN: 2149-9306
 
 
Volume : 9 Issue: 2 Year : 2023
 
: 3 (1)
Volume: 3  Issue: 1 - 2017
Hide Abstracts | << Back
ORIGINAL RESEARCH
1.A study about knowledge level of pregnants that educated in pregnancy school
Nurgül Turgut, Ayşe Güldür, Hatice Çakmakçı, Gülser Şerbetçi, Feray Yıldırım, Ayşe Ender Yumru, Arzu Bebek, Sıdıka Sibel Gülova
doi: 10.5222/jaren.2017.001  Pages 1 - 8
GİRİŞ ve AMAÇ: Gebe okulunda eğitim alan gebelerin; eğitim öncesi ve eğitim sonrası bilgi düzey durumlarındaki değişimi araştırmaktır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırma, Ocak-Temmuz 2015 tarihleri arasında bir kamu hastanesinde gebe okulunda eğitim alan 70 gebe ile yapıldı. Etik kurul onayı alındı. Oluşturulan ankette eğitim öncesi sosyo demografik özellikleri, gebelik öyküsü, bilgi düzeyine yönelik sorular soruldu. Eğitim sorası bilgi bilgi düzeyi soruları tekrarlandı.
BULGULAR: : Araştırmamızda yaş ortalaması 28,13±4,72 olan 70 gebenin, %47,1’nin üniversite mezunu, %44,3’nün ev hanımı, %84,3’nün evlenme yaşı 21-30 yaş arasında olduğu belirlendi. Gebelik haftaları ortalaması 27.14±5.24, %84,3’nün herhangi bir rahatsızlığı olmadığı, %72,9’nun ilk gebeliği olduğu bulundu. %60’nın gebe okulu eğitimini sağlık çalışanlarından duyduğu saptandı.
Eğitim öncesi ve sonrası bölüm soruları doğru cevap dağılımlarının; gebelik bölümünde %53,36’dan %97,44’e; doğum bölümünde %51,98’den %97,7 ‘ye; lohusalık bölümünde %44,56’dan %99,14’e;emzirme bölümünde %44,24 ‘ten %100’e; bebek bakımı bölümünde %58,56’ dan %99,72’ ye yükseldiği saptandı.
Toplam soruların eğitim öncesi ve sonrası doğru cevap verme oranı %50,54’ ten %98,8’e yükseldiği bulundu. Ön-test puan ortalaması 1 ile 3 arasında değişmekte olup 2.15±0.43 iken son test puan ortalaması 2.7 ile 3 arasında olup 2.98±0.04 olarak saptandı. Ön test puanına göre son test puanında görülen artış istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.01).

TARTIŞMA ve SONUÇ: Araştırmada gebelerin bilgi düzeylerinin verilen eğitimle anlamlı olarak yükseldiği, ilk gebeliği olanların ve üniversite mezunu olanların gebe eğitimine daha yüksek oranda katıldığı saptandı.
INTRODUCTION: Aim of this study is figure out on pregnants who educated by pregnancy school beetween before education and after their difference educatation knowledge level.
METHODS: This study completed on 70 pregnant participants who educated in pregnancy schooll of a public hospital between in January and july 2015. Before the beginning of study was permited from ethic committee. They were defined with their characteristics of socio- demographic, pregnacy history, knowledge level. After education their knowledge level were again questioned.
RESULTS: In this study average age was 28.13±4.72, 47.1% of them were a university graduated, 44.3% housewife, marriage age of 84.3% were between 21-30 years old. Gestational age avarage was 27.14±5.24, all of them had not any illness, their 72.9 % had first pregnancy. 60% of participants were been informed by health staff. Comparing the study before education and after education right answer percentages; it was determined that increased pregnancy section from 53.36% to 97.44%, childbirth section from 51.98% to 97.7%, puarperal section from 44.56% to 99.14%, breast-feeding section from 44.24% to 100%, baby- care section from 58.56% to 99.72%. It was also determined that increased right answer range between before education and after education from 50.54% to 98.8%. Pre-test scores ranged from 1 to 3 is between 2: 15 ± 0.43 while the average post-test scores of 2.7 and 3 were found to be 2.98 ± 0.04. According to the latest test scores rise in pre-test scores were statistically significant (p <0.01).
DISCUSSION AND CONCLUSION: In this study was found that increased knowledge level of participants as meaningful thanks to the education in pregnancy school. The most of participants had first- pregnancy and also graduated a university.

2.Separatıon Anxıety In Nursıng Faculty Students
Nihan Altan Sarıkaya, Semra Yıldız, Hülya Erkaya
doi: 10.5222/jaren.2017.009  Pages 9 - 12
Amaç: Bu araştırma, 1. sınıf ile 4. sınıf hemşirelik öğrencilerinin ayrılık ünsiyetesin düzeylerini kıyaslamak amacıyla yapılmıştır.
Yöntem: Çalışma, Şubat-Mart 2014 tarihleri arasında, İstanbul’da bir devlet üniversitesinde hemşirelik bölümünün birinci sınıf ve dördüncü sınıfında okuyan öğrencileriyle kesitsel ve tanımlayıcı olarak gerçekleştirildi. Örneklem seçimine gidilmeden araştırmanın yapıldığı tarihte araştırmaya katılmayı kabul eden 209 öğrenci ile araştırma tamamlandı. Veriler, literatür doğrultusunda hazırlanan anket formu ve Diriöz ve ark. (2010) tarafından geçerlilik güvenirliği yapılan Yetişkin Ayrılma Anksiyetesi Anketi ile toplandı. Araştırmanın verileri, tanımlayıcı analizler, Kolmogorov Smirnov testi yapıldıktan sonra, Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis testleri ile analiz edildi.
Bulgular: Hemşirelik öğrencilerinin okuduğu sınıf ile ayrılık anksiyetesi karşılaştırıldığında 1. sınıf öğrencilerinin 4. sınıf öğrencilerine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek puan aldıkları (p<0.01); öğrencilerin hemşirelik bölümünü tercih nedeniyle ayrılık anksiyetesi puanları karşılaştırıldığında, iş garantisiyle tercih edenlerin, ailesinin ve kendisinin isteği ile tercih edenlere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek puan aldıkları (p<0.05); bölümlerinden memnuniyetleri sorulduğunda ise, memnun olmayanların memnun olanlara göre ayrılık anksiyetesi puanlarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu (p<0.01) bulundu.
Sonuç: Hemşirelik öğrencilerinden yeni okula başlayanlarda, iş garantisi nedeni ile bölümü seçenlerde ve seçtiği bölümden memnun olmayanlarda ayrılık anksiyetesi puanları yüksek bulundu.
Objective: This study was conducted to compare the levels of separation intentions of first and fourth grade nursing students.
Method: The study was conducted as a cross-sectional and descriptive study between February and March 2014 with students studying in the first and fourth grade of the nursing department at a state university in Istanbul. The survey was completed with 209 students who agreed to participate in the survey on the date of the study without going to the sampling selection. The data were collected from the questionnaire prepared in the direction of the literature and Diriöz et al. (2010) with the Adequacy Separation Anxiety Questionnaire. Data from the study, descriptive analyzes were analyzed by Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis tests after the Kolmogorov Smirnov test.
Results: Compared to the class of nursing students and the class of separation anxiety, the first grade students had a statistically significant higher score than the 4th grade students (p <0.01); (P <0.05), when the separation anxiety scores of the students were compared because of the preference of the nursing department, the students who preferred with job guarantee had a statistically significant higher score than the ones who preferred with their own preference. (P <0.01), the dissatisfaction anxiety scores of the dissatisfied people were found to be statistically significantly higher than those of the dissatisfied ones.
Conclusion: When the nursing students started to read the new study, they were found to have higher levels of separation anxiety scores than those who chose the department with the job guarantee and were not satisfied with the selected department.

3.The Effects Of Uterine Fibroid Symptoms On Quality Of Life In Women
Burcu Cengiz, Nurdan Demirci
doi: 10.5222/jaren.2017.013  Pages 13 - 21
GİRİŞ ve AMAÇ: Araştırma 'Uterine Fibroid Symptom and Quality of Life’- 'Uterin Fibroid Semptom ve Yaşam Kalitesi Ölçeği (UFSYKÖ)’nin Türk toplumu için geçerlilik ve güvenirliliğini ve uterin fibroidli kadınların yaşam kalitesini belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve metodolojik bir çalışma olarak planlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Veriler 04.10.2010- 01.06.2011 tarihleri arasında GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği’ne başvuran 245 kadından toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak, Obstetrik ve Jinekoloji Tanılama Formu, Short Form-36 ve UFSYKÖ kullanılmıştır. Geçerlik güvenirlik çalışması kapsamına alınan 185 kadına, 4 hafta sonra UFSYKÖ tekrar uygulanmıştır.
BULGULAR: Test- tekrar test puanları arasındaki güvenirlik katsayısı r=0,99; cronbach alfa güvenirlik katsayısı tüm ölçek için 0,97 olarak bulunmuştur. Ölçek toplam puan ortalaması 60.55±22.14 olarak saptanmıştır. Kadınların %37,1’inin kanama nedeni ile hastaneye başvurduğu, %40,8’inin şikayetlerinin 0-6 ay süredir devam ettiği, %62,4’ünün hemoglobin ve hematokrit değerlerinin düşük olduğu, %42’sinin annelerinde uterin fibroid öyküsü olduğu,%35,1’inde myomektomi/histerektomi öyküsü olduğu, %42,9’unda idrar kaçırma şikayeti olduğu saptanmıştır.
TARTIŞMA ve SONUÇ: UFSYK֒nin Türk toplumu için, uterin fibroidli kadınların yaşam kalitesini ölçmede geçerli ve güvenilir bir araç olduğu ve kronik hastalığı, idrar kaçırma şikayeti olan, hemoglobin değerleri düşük olan kadınların UFSYK֒ne göre yaşam kalitelerinin daha düşük olduğu saptanmıştır.
INTRODUCTION: Research was designed as a descriptive and methodological in order to determine ‘UFSYKO’validity and reliability of Turkish society and in order to determine quality of life of women with uterine fibroid.
METHODS: 245 women which is admitted to Department of Obstetrics and Gynecology, GATA Haydarpasa Training Hospital were collected at 04.10.2011-01.06.2011. Obstetrics and Gynecology Diagnostic Form, Short Form-36 and UFSYKO were used. Validation of reliability study of 185 women were included, re-applied to UFSYKO after 4 weeks.
RESULTS: Test-retest reliability coefficient was r=0.99; cronbach's alpha were found to be 0.97. UFSYKO total score determined as 60.55 ± 22: 14. '37.1%of women admitted to hospital due to bleeding, 40.8%of women complaints continued for 0-6 months, 62.4%of women have low hemoglobin and hematocrit values, 42%of women are mothers of a history of uterine fibroid, 35.1%of women have history of myomectomy/hysterectomy, 42.9%of women have incontinence’was found.
DISCUSSION AND CONCLUSION: UFSYKO Turkish society, to measure the quality of life of patients with uterine fibroid were found to be valid and reliable tool. According to UFSYKO, women who have chronic disease, suffer from urinary incontinence, and have low hemoglobin values were found to be lower quality of life.

4.Women's Psychosocıal Workıng Brothel Prostıtutıon Industry Cases To Determıne
Gül Ünsal, Duygu Türk Çetinkaya
doi: 10.5222/jaren.2017.022  Pages 22 - 29
GİRİŞ ve AMAÇ: Ankara Ticaret Odası “Neler Oluyor Bize?” adı altında hazırladığı “Hayatsız Kadınlar Dosyası” adlı raporuna göre, Türkiye’de hayat kadınlarının sayısının yüz bine yaklaştığı bildirilmektedir.
Özellikle ruh sağlığı açısından riskli bir grubu oluşturan genelev kadınlarının, yaşamış oldukları zorluklara göre ruh sağlığı hemşiresi tarafından sosyal destek almaları yararlı olacaktır. Bu çalışma fuhuş sektöründe çalışan kadınların psikososyal durumlarını belirlemek amacıyla planlanmıştır.

YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu araştırma, Etik Kurul izni ve Aydın Halk Sağlığı Müdürlüğünden yazılı onay alındıktan sonra, 15 Ocak-15 Mart 2016 tarihleri arasında, Aydın İli’ndeki genelevlerde başlatılmıştır. Genelevde kayıtlı olarak çalışan 53 kadından, araştırmaya katılmayı yazılı ve sözlü olarak kabul eden 44 kadın örneklem kapsamına alınmıştır. Araştırmanın verileri için, kişisel bilgi formu Psikososyal İyi Oluş Ölçeği ve Eysenck Kişilik Anketi-Gözden Geçirilmiş Kısaltılmış Formu (EKA-GGK) kullanılmıştır.
Tanımlayıcı tipte olan bu araştırmanın bağımsız ve bağımlı sürekli değişkenleri için tanımlayıcı istatistik değerleri bulunmuş ve ölçek puanlarının dağılımlarını belirlemek üzere Kolmogorov-Smirnov testi yapılmıştır. Sonuçlar çift yönlü olarak sınanmış ve istatistiksel anlamlılık düzeyi en az 05 olarak kabul edilmiştir. İstatistiksel analizler SPSS for Windows 15.0 paket programı ile yapılmıştır.

BULGULAR: Çocukluk dönemini anne ve babası ile birlikte yaşayanlar (%47,8), aileden sadece biri ile yaşamış olanlar (%32,6), bir akrabasının yanında yaşayanlar (%10,3) ve yurtta kalanlar ise (%6,5) oranındadır. Kadınların % 47,8’i çocukluk döneminde şiddete maruz kaldıklarını, % 47,8’i psikolojik bir rahatsızlık geçirdiklerini açıklamışlardır. Örneklem grubunun nörotisizm puanları arttıkça, buna bağlı olarak psikolojik iyi oluş puanları düşüş göstermektedir. (p<0,01) EKA-GGK dışa dönüklük alt boyutu ile Psikolojik İyi Oluş Ölçeklerinin “Çevresel Hâkimiyet” (p<0,1), “Bireysel Gelişim” (p<0,5), “Öz-Kabul” (p<0,1) ve psikolojik iyi oluş toplam (p<0,1) puanları arasında pozitif yönde istatistiksel açıdan anlamlı korelâsyonlar elde edilmiştir. EKA-GGK yalan alt boyutu ile psikolojik iyi oluş ölçeklerinin “Çevresel Hâkimiyet” (p<0,5), “Öz-Kabul” (p<0,01) ve psikolojik iyi oluş toplam (p<0,1) puanları arasında pozitif yönde istatistiksel açıdan anlamlı korelâsyonlar elde edilmiştir.

TARTIŞMA ve SONUÇ: Fuhuşla ilgili sorunların çözümlenebilmesi için önyargılardan uzak bir değerlendirme yapılması, fuhuşa yol açan nedenlerin anlaşılması önemlidir.
Aile ortamının fuhuşa sürüklenmede önemli bir faktör olduğu görülmektedir. Aile bireyleri çocuk yetiştirme konusunda daha bilinçli hale getirilmeli, çocuklar ihmal ve istismar yönünden gözlenmelidir. Hayat kadınlarının psikososyal yönden desteklenmesini sağlamak ve damgalamayla mücadelede psikiyatri hemşiresi/toplum sağlığı hemşirelerinin aktif rol almalıdır. Toplumu bilinçlendirerek bu alanda psikososyal danışmanlık hizmetleri oluşturmak gerekmektedir.
INTRODUCTION: Ankara Chamber of Commerce notifying: "To the "Lifeless Women File" report that they prepared under the name of "What's Happening to Us?", in Turkey, the count of prostitutes working as secret/licenced are approaching to 100 thousand (ATO 2004). Espacially for the mental health prostitutes which composing the bring high risk group will be helpfull geting social support from mental health nurse as for the challenges that they lived. This workout has planned for specify psycho-social situations of prostitutes who work in prostitution sector.
METHODS: Be in illustrator type workout started after got written acknowledgement from Aydın Community Health Institution and with research ethics committee approval in brothels in Aydın, between 15 January, 15 March 2016. Had taken 44 women into the scope of sample which had accepted to join survey as written and verbal from 53 women who are working registered. For survey's datas personal knowledge form psycho-social well-being scale and Eysenck Personality survey reviewed and shortened form has used. Survey's illustrator statistic values has been found for the independent and dependent continuous variables and Kolmogorov-Smirnov test used for specify scale point's range. All results obtained in survey tested as dual and statistical significance level accepted at least 0,5. Survey's all statistical analysis's made by SPSS for Windows 15.0 packet programme.
RESULTS: Lived their childhood period with their parents are %47.8,Lived their childhood period with just one parent are %32.6, Lived their childhood period with a relative are %10.3,Lived in dormitory are %6.5,Women's %47.8 clarifyed that they had exposed to violance and %47.8 had transmited a psychological disease in their childhood period. While sample group's neuroticism points are increasing, by extension, psychological well-being points are decreasing in statistical way obtained significant correlations (p <0.1) EKA-GGK with extrovert sub-dimension and psychological well-being scales's between "environmental dominance" (p <0,1), "personal development" (p <0,5), "self assent" (p <0,1) and psychological well-being total (p <0.1) points in positive way. While sample group's neuroticism points are increasing, by extension, psychological well-being points are decreasing in statistical way obtained significant correlations (p <0,1) EKA-GGK with extrovert sub-dimension and psychological well-being scales's between "environmental dominance" (p <0,5), "self assent" (p <0,01) and psychological well-being total (p <0,1) points in positive way.
DISCUSSION AND CONCLUSION: For be resolved the problems about prostitution need to make remark without prejudices, understand the causes prostitution are important (Odabaşı 2000; Küntay ve Çokar 2007; Pheterson 1990). It's be in sight the family atmosphere is so important on being dragged along to prostitution (Başoğlu1979;Lung,Lin, Lu, ve Shu 2004; Sevim, Özden ve Yargıç 2004; Seyyar 2015). Family members should get conscious about child raising. Children should observing about omission and draft. Provide as community health nurses support prostitutes in psycho-social way, have an active part in struggle with being stigmatized. Raising should specialized psychiatry nurse/community health nurse in this purview and generate psycho-social consultansy services

5.Assesing Time Management Skills and Life Satisfaction of the Nursing Students
Neşe Uysal, Elif Sözeri, Filiz Selen, Hatice Bostanoğlu
doi: 10.5222/jaren.2017.030  Pages 30 - 36
Amaç: Bu araştırma, hemşirelik öğrencilerinin zaman yönetimi becerilerini, yaşam doyumlarını belirlenmek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır.
Yöntem: Araştırmanın evrenini 260 Hemşirelik Bölümü öğrencisi oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında tanıtıcı özellikler anket formu, Zaman Yönetimi Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirmesinde, yüzdelik ölçüleri, Kruskal Wallis, Mann-Whitney ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için etik izin ve öğrencilerden sözel onam alınmıştır.
Bulgular: Öğrencilerin yaşam doyumu ortalama puanları 20,48±6,43’dir. Zaman yönetimi alt boyutları ortalama puanları; zaman planlaması (48,07±10,09), zaman tutumları (19,82±3,27), zaman harcattırıcılar (10,78±2,79) ve toplam ortalama puan 78,82±1,17’dir. Çekirdek ailede yaşayan öğrencilerin yaşam doyumu ortalama puanları daha yüksektir (p=,005). Zaman harcattırıcılar ile cinsiyet, sosyal faaliyetlerin varlığı, öğrencilerin sınıfı ve kaldığı yer arasında ilişki bulunmuştur (p≤0,05). Yaşam doyumu ortalama puanları ile zaman harcatıcılar ve toplam zaman yönetimi ortalama puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunduğu belirlenmiştir (p≤0,01).
Sonuç: Çalışma sonucunda hemşirelik bölümü öğrencilerinin yaşam doyumu ve zaman yönetim becerilerinin artırılmasına yönelik eğitimler planlanması önerilir.
Objective: The study, which was a descriptive study to determine the time management skills and life satisfaction of the nursing students.
Methods: The universe of the study comprised 260 nursing students. Data were collected by Introductory Characteristics Form, Time Management Scale and Life Satisfaction Scale. For statistical analyses of data percentage, Kruskal-Wallis, Mann-Whitney U, and correlation analysis were used. Permission was obtained from Ethics Board and verbal ınformed consent was obtained from students.
Results: The mean Life Satisfaction Scale for students was 20,48±6,43. The sub dimensions of the total time management points; time planning (48,07±10,09), time attitudes (19,82±3,27), time wasters (10,78±2,79) and total time management points were 78,82±1,17’dir. Life satisfaction in students have nuclear family significantly higher. It was determined that time wasters was influenced by gender, social activities, class and where livig at. There was a statistically significant correlation between Life Satisfaction Scale and Time Wasting and Total Time Management Scale.
Conclusion: Based on the results of this study, we recommend nursing students training programs and courses for enhancement of life satisfaction and time management skill.

REVIEW
6.Spiritualism And Nursing: The Importance Of Spiritual Care In Intensive Care Patients
Fadime Çınar, Fatma Eti Aslan
doi: 10.5222/jaren.2017.037  Pages 37 - 42
İnsanın ilahi bir ruh ile ilişki araması olarak tanımlanan spiritüalite, bütüncül bakım felsefesinin vazgeçilmez boyutlarından biridir.Her insanın spiritüel bir boyutu vardır.Bu nedenle, yaşamı tehdit eden hastalık gibi olumsuz durumlarda, karşılanması gereken spiritüel gereksinimler ortaya çıkmaktadır. Yoğun bakım üniteleri bütüncül bakımın ön planda olduğu özbakım gereksinimlerini karşılayamayan bireylere tedavi ve bakım girişimlerinin uygulandığı özellikli birimlerdir. Bu kliniklerde yatan hastaların aileleri ve yakın arkadaşları ile bir arada bulunamaması, rutin alışkanlıklarını yapamaması yalnızlık duygularının gelişmesine, yaşama anlam ve değer katan, inançlarının olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır. Yaşam kalitesinin azalmasına neden olan bu durum, yoğun bakım hastalarında spiritüel distres oluşumuna neden olarak manevi destek gereksinimini artırmaktadır. Bu nedenle, yoğun bakım ünite¬lerinde hastaların fiziksel ve psikolojik gereksinimleri ile birlikte spiritüel gereksinimlerinin de karşı-lanması gerekmektedir. Spiritüel gereksinimlerin karşılanması, bütüncül sağlık bakımının sağlanmasında önemlidir. Spiritüel bakım, varoluş krizi yaşayan yoğun bakım hastalarının hastalık ve neden olduğu sorunlarla baş etme ve yaşamı yeniden anlamlandırma yeteneğini artırmaktadır. Ancak, yoğun bakım hemşirelerinin bir çoğu hasta bireyin spiritüel boyutunu göz ardı etmekte ve temel bakım alanlarına entegre etmede yetersiz kalmaktadır. Bu derlemede, hemşirelik bakımının kritik önem taşıdığı yoğun bakım ünitelerinde, hasta bireyin spiritüel gereksinimlerinin belirlenmesinde ve karşılanmasında hemşirelerin sorumluluğunu literatür ışığında tartışmak amaçlandı.
Spirituality is described as one of the most indispensable dimension of the holistic care philosophy which to search relationship between a human own spirit and a divine spirit. There is a spiritual dimension on every individual. Therefore, spirituality reveals as a necessity when fatal disease. Intensive care units a specific clinics where holistic care on foreground, to applied treatment and care interventions for patients who insufficiency on providing self-care. The patients who stayed in intensive care are no together with their friends and family the cause of negative effect on their valuable beliefs and feeling loneliness. Decrease to the quality of life that this situation increases a necessity moral support because of consist of spiritual distress for the patients who stayed in intensive care. Therefore, spirital necessities must be meet together with all the physical and psychological necessities in intensive care units and spiritual care is a part of holistic care. Spiritual care increases ability to give the meaning to life again on patients and existence of crisis experienced on intensive care patients overcomes with fatal disease and cause of problems. But, intensive care nurses frequently to disregard on spiritual dimension of the patient and insufficient to integrate on primary care field. This article emphasized that intensive care nurses have an important role of spiritual care and an enormous assignment. Eventually, spiritual care is indivisible a part of patient care.

7.Palliative Care Nursing In Colorectal Cancer
Emine İlaslan, Zeynep Özer, Emine Kol
doi: 10.5222/jaren.2017.043  Pages 43 - 48
GİRİŞ ve AMAÇ: Kolorektal kanserler, hastanın yaşama şansı ile ilgili olumlu gelişmelere rağmen, kanserin neden olduğu ölümler arasında tüm dünyada halen ilk sıralarda yer almaktadır. Hastanın yaşam süresini uzatan bu olumlu gelişmeler sonucunda ileri evre, prognozu belli olmayan ve ağrı başta olmak üzere birçok semptomu yoğun yaşayan hasta popülasyonunda artış meydana gelmektedir. Bu durum medikal tedaviden daha çok hasta konforu ve yaşam kalitesinin ön planda olduğu bakım gereksinimini ortaya çıkarmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Hastanın sağlığının korunması ve iyilik halinin sürdürülmesinde yer alan hemşireler hastanın bireysel gereksinimini düzenli olarak değerlendirip yaşam sonu bakım planları oluşturarak sağkalımı artırmada önemli rol oynarlar.
BULGULAR: Özellikle kanser hastaları başta olmak üzere pek çok hastalık grubunda yoğun olarak başvurulan palyatif bakım uygulamaları, kolorektal kanserli hastalarda ağrı, bulantı, kusma, barsak tıkanıkları, halsizlik, psikososyal sorunları gibi semptomlarda da rahatlatıcı olmaktadır.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu derleme yazısında özellikle kolorektal kanserlerin semptomlarına yönelik palyatif bakım uygulamaları literatür ışığında tartışılmıştır.
INTRODUCTION: In spite of the recent positive developments in colorectal cancer survival rates, the disease is still the leading cause of cancer related deaths throughout the world. As a result of the recent advances prolonging the survival of patients, there has been an increase in the number of late-stage patients with uncertain prognosis who experience numerous symptoms, including pain, intensely. This, in turn, necessitates care emphasizing patient comfort and life quality rather than medical treatment.

METHODS: Nurses who strive to maintain the health and well-being of patients play an important role in increasing survival by evaluating the individual needs of patients regularly and preparing end-of-life care plans.

RESULTS: Palliative care practices, which are frequently adopted in many different patient groups and especially those with cancer, have a relieving effect on the symptoms of colorectal cancer patients pain, nausea, vomiting, bowel obstruction, fatigue and psychosocial problems.
DISCUSSION AND CONCLUSION: In this review, the palliative care practices for colorectal cancer symptoms are discussed in light of the literature.

8.Scales Used Frequently in the Assessment of Pressure Sores
Hülya Fırat Kılıç, Gülten Sucu Dağ
doi: 10.5222/jaren.2017.049  Pages 49 - 54
Hastane kaynaklı basınç yaralarının gelişimi, yatan hastalarda sık görülen, hastanede yatış süresini uzatan, mortaliteyi arttıran ve tedavi giderlerini yükselten bir sağlık bakım sorunudur. Basınç yaralarının önlenmesinde ilk basamak, risk değerlendirmedir. Risk değerlendirme, erken dönemde uygun tanılama ve önleyici hemşirelik girişimleri ile basınç yarası insidansı önemli oranda azaltılabilir. Basınç yaralarını önlemek için risk tanılama araçlarını kullanmak büyük öneme sahiptir. Literatürde, Braden, Norton, Knoll, Gosnell ve Waterlow gibi çeşitli risk değerlendirme araçlarını görmek mümkündür. Hasta Bakımının kalitesini arttırmak ve bakımı standart hale getirmek için geçerli ve güvenilir risk değerlendirme ölçeklerinin kullanımı önerilmektedir. Bu derlemede basınç yarası değerlendirilmesinde kullanılan risk değerlendirme ölçekleri, ölçeklerin kullanım alanları ve ölçeklerin geçerlik ve güvenirliklerinin paylaşılması amaçlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Basınç yarası, risk değerlendirmesi, hemşirelik bakımı
The development of hospital-sourced pressure sores is a health problem that is frequently observed in bedridden patients, that lengthens the period of remaining in the hospital, that increases mortality and that raises the expenditures of treatment. Risk assessments are the first step in the prevention of pressure sores. The incidence of pressure sores can be decreased to a significant extent with risk assessments, suitable diagnosis in the early period and preventive nursing initiatives. The use of tools that define the risk of developing pressure sores have started to acquire importance in the prevention of pressure sores. It is possible to see risk assessment scales in the literature such as Braden, Norton, Knoll, Gosnell and Waterlow. For increasing the quality of patient care and for constituting a care standard, reliable and valid risk assessment scales should used. It was aimed in this compilation to share the risk assessment scales used in the assessment of pressure sores, the areas of use of the scales and the validity and reliability of the scales.



*Journal of Academic Research in Nursing (JAREN) is Health Sciences University Gaziosmanpaşa Taksim Training and Research Hospital's publication. Published twice a year (June and December) in 2015 and continuing to be published three times a year in April, August and December from 2017 onwards. JAREN is indexed by Turkey Citation Index, ULAKBIM Turkish Medical Database and EBSCO CINAHL Complete.



 
Search



 
Copyright © 2022 JAREN