ISSN 2149-4983 | e-ISSN: 2149-9306
 
 
Cilt : 7 Sayı : 3 Yıl : 2021
 
: 7 (3)
Cilt: 7  Sayı: 3 - 2021
Özetleri Gizle | << Geri
1.
Kapak
Cover

Sayfa I

2.
Yayın Kurulu
Editorial Board

Sayfalar II - IV

3.
İçindekiler
Contents

Sayfalar V - VII

ORJINAL ARAŞTIRMA
4.
Hemşirelik Öğrencilerinin Acının Dönüştürücü Gücü Hakkındaki İnançları ve Empati Becerileri Arasındaki İlişki
The Relationship Between Nursing Students’ Beliefs About Transformative Power of Pain And Empathy Skills
Tuğçe Kaplan, İlkay Keser
doi: 10.55646/jaren.2021.93271  Sayfalar 113 - 120
Giriş ve Amaç: Travmatik olaya maruz kalmak bireyin bir yandan ruhsal acı çekmesine neden olurken diğer yandan da çekilen acı sonrası güçlenmeyi sağlayabilir. Bireye müdahalede en temel becerilerden biri empati becerisidir. Çalışmanın amacı, hemşirelik öğrencilerinin acının dönüştürücü gücüne ilişkin inançları ile empati düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir.
Yöntem: Araştırmanın örneklemini gönüllü olarak katılan 170 öğrenci oluşturmuştur. Veriler, Sosyodemografik Veri Formu, Acının Dönüştürücü Gücü Ölçeği(ADGÖ) ve Temel Empati Ölçeği(TEÖ) ile elde edilmiştir.
Bulgular: Kadınların empati düzeyinin erkeklerden daha fazla olduğu, ruhsal acı deneyiminin olmasının ve çevresinde ruhsal acı yaşayan bireyin bulunmasının empati becerisini anlamlı düzeyde etkilediği saptanmıştır(p<0,05). Cinsiyetin, ruhsal acı deneyiminin olmasının ve çevresinde ruhsal acı yaşayan bireyin bulunmasının acının dönüştürücü gücüne yönelik inancı etkilemediği saptanmıştır(p>0,05). İlişkisel anlamda ise ADGÖ ve TEÖ Bilişsel Empati alt boyutu arasında pozitif yönlü zayıf bir ilişki olduğu saptanmıştır(p<0,05).
Sonuç ve Öneriler: Hemşirelik öğrencilerinin acının dönüştürücü gücüne ilişkin olumlu yönde inançları olduğu, bilişsel ve duygusal düzeyde empati yapabildikleri görülmektedir. Hemşirelik öğrencilerinin geleceğin bakım vericisi ve psikiyatri hemşiresi adayı olmaları sebebiyle, bu güce ilişkin farkındalıkları artırılmalıdır. Bu nedenle çalışma bulguları kapsamında hemşirelik teorik ve uygulama eğitimi sürecinde, öğrencilerin rol play ve vaka sunumları gibi eğitim öğretim yöntemleri aracılığıyla hem empati hem de acının dönüştürücü gücüne yönelik inançlarının pekiştirilmesi önerilmektedir.
Introduction and Purpose: Exposure to the traumatic event causes the individual to suffer spiritual pain on the one hand, and on the other hand, it can provide strength after the suffering.One of the most basic skills in intervention to the individual is empathy.The aim of the study is to determine the relationship between nursing students’ beliefs about the transformative power of suffering and their empathy levels.
Method: The sample of the study consisted of 170 students who voluntarily participated. The data were obtained with the Sociodemographic Data Form, the Transformative Power of Suffering Scale (TPSS) and the Basic Empathy Scale (BES).
Results: It was found that the level of empathy of women was higher than that of men, that the experience of mental suffer and the presence of an individual experiencing spiritual suffer significantly affected the empathy skill (p <0.05). It was determined that gender, experience of mental suffer and presence of an individual experiencing spiritual suffer did not affect belief in the transformative power of suffering (p> 0.05). In a relational sense, a weak positive correlation was found between the TPSS and BES Cognitive Empathy sub-dimension (p<0.05).
Conclusion and Suggestions: It is seen that nursing students have positive beliefs about the transformative power of suffering and can empathize at the cognitive and emotional level. As nursing students are future caregivers and candidates for psychiatric nurses, their awareness of this power should be increased. Therefore, within the scope of the study findings, it is recommended to reinforce the beliefs of both empathy and the transformative power of suffering through education and teaching methods such as role play and case presentations.

5.
0-24 Aylık Çocuğu Olan Annelerin Anne Sütünü Arttırmaya Yönelik Geleneksel Uygulamaları
0-24 Months for Increasing Breast Milk of Mothers with Traditional Applications
Zeynep Ünver, Behice Erci
doi: 10.55646/jaren.2021.28291  Sayfalar 121 - 129
Giriş ve Amaç: Araştırma 0-24 aylık çocuğu olan annelerin anne sütünü arttırmaya yönelik geleneksel uygulamalarını saptamak amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır.
Yöntem: Bu araştırma Kasım-Aralık 2013 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini; İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Pediatri Poliklinikleri, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’ne başvuran ve Anne Ünitesi’ne yatışı yapılan 0-24 aylık çocuğu olan anneler oluşturmaktadır. Yapılan güç analizi ile belirlenen 220 anne örneklemi oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından oluşturulan Soru Formu kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik, ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanarak kullanılmıştır.
Bulgular: Araştırma kapsamına alınan annelerin yaş ortalaması 23.6±6.3 yıl ve %88.6’ sının bebeklerini araştırma sırasında halen emzirmekte olduğu bulunmuştur. Annelerin %44.1’inin doğumdan sonra ilk gıda olarak anne sütü, %49.1’inin ise mama verdiği, %45.5’inin bebeklerini doğumdan sonra ilk bir saatten sonra emzirmeye başladığı, %32.3’ünün bebeğini ağladıkça emzirdiği ve %44.5’inin bebek emdiği sürece emzirmeye devam etmeyi düşündüğünü ifade etmiştir.Anneler besinler içinde en çok baklagilin (%90.0), içeceklerden ise suyun (%95.9) anne sütünü arttırdığına inanmaktadır.
Sonuç ve Öneriler: Anneler geleneksel uygulamalarla sütlerinin arttığına inanmaktadırlar. Çoğunlukla beslenme ve sıvı alımına yönelik uygulamalar yer almaktadır. Etkin ve daha uzun sürmesi beklenen bir emzirme dönemi için daha gebelik sırasında geleneksel yapı ve inanışlar göz önüne alınması, düzenli olarak eğitimler yapılması ve annelerin bilinçlendirilmesi önerilebilir.
Purpose: Research is made to be a descriptive study to identify traditional practices of increase breast milk of mothers with children 0-24 months.
Methods: This research was conducted between November-December 2013. The universe of study is made to constitute by Inonu University Turgut Ozal Medical Center Pediatric Outpatient Clinic, newborn and mother admitted to the Intensive Care Unit admissions the mothers with children 0-24 months. It is consisted of 220 mothers determined by the power analysis sample. Mean and Standard deviation values have been calculated and this was use data for the evaluation of percentage.
Results: The research covered 23.6±6.3 years, the average age of mothers and 88.6% of babies breast feeding present during the investigation was found. Mother of 44.1% give breastmilk after birth as the first breastfeed, mother of 49.1% give food, mother of 45.5% start to breast feed the babies after birth the first hour after borning, mother of 32.3% breast feed the baby when the baby cries and mother 44.5% intend to continue to breast feed in fants Mothers believe that nutrients in most legumes (90.0%), the water in all drinks (95.9%) increase in breast feeding. Mothers believe that their milk increases with traditional practices. Mostly applications for nutrition and fluid intake is located.
Conclusions: For efficient and last longer than expected for the period of breastfeeding during pregnancy, traditional structures and beliefs should be taken in to consideration and training should be done regularly and mothers should be informed.

6.
Gebelerin Gebelikle İlgili Konularda İnternet Kullanımı ve Etkili Faktörler
Internet Use of Pregnant Women and Effective Factors on Pregnancy Related Issues
Tuba Güner Emül, Duygu Vefikuluçay Yılmaz, Rabiye Vural, Asiye Uzel, Gülfiya Bebitova
doi: 10.55646/jaren.2021.36744  Sayfalar 130 - 135
Amaç: Araştırma gebelerin gebelikle ilgili konularda internet kullanımını değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır.
Yöntem: Araştırmanın örneklemini Aralık 2018-Şubat 2019 tarihleri arasında bir kamu hastanesinin kadın doğum polikliniklerine başvuran toplam 433 gebe oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, gebelerin sosyo-demografik özellikleri ile gebelikle ilgili konularda internet kullanımına yönelik sorulardan oluşan veri toplama formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler sayı, yüzde ve ki-kare testi kullanılarak analiz edilmiştir.
Bulgular: Gebelerin yaş ortalaması 28,0 ± 5,6 olup, %62,1’i de çekirdek aile yapısına sahiptir. Araştırmaya katılan gebelerin %72,5’inin gebelikle ilgili konulara yönelik internet kullandıkları, bunların %64,3’ü gebelik belirtileri, %59,2’si gebelikte meydana gelen sorunlara yönelik öneriler, %58,5’i gebelikte meydana gelen değişiklikleri araştırmak için kullandıkları saptanmıştır. Gebelerin %31,2’i internet bilgilerini sağlık personeli ile paylaştıkları saptanmıştır. Gebelerin öğrenim ve ekonomik durumları ile gebelikte internet kullanma arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p=0,00).
Sonuç: Araştırmamızda gebelerin yarıdan fazlasının gebeliğe yönelik konularda internet kullandıkları ve büyük bir kısmının bu bilgilere güvendikleri belirlenmiştir.
Objective: The research was conducted as a descriptive study in order to evaluate the internet usage of pregnant women about pregnancy related issues.
Method: The sample of the study consisted of 433 pregnant women who applied to gynecology outpatient clinics of a public hospital between December 2018 -February 2019. The data of the study was collected with a data collection form consisting of questions about the socio-demographic characteristics of pregnant women and internet usage in pregnancy related subjects. The obtained data were analyzed using number, percentage and chi-square test.
Results: The mean age of the pregnant women was 28.0 ± 5.6, 72.5% of pregnant women used internet for pregnancy related subjects, 64.3% of them pregnancy symptoms, 59.2% suggestions for problems that occurred during pregnancy, 58.5% to investigate changes in pregnancy It was determined that they use. It was found that 31.2% of the pregnant women shared their internet information with health personnel. There was a significant relationship between education and economic status of pregnant women and internet use during pregnancy (p = 0.00).
Conclusion: In our study, it was determined that more than half of pregnant women use internet for pregnancy related issues and most of them trust this information.

7.
Sağlık Bilimlerinde Doktora Eğitimi Alan Öğrencilerin Eleştirel Düşünme Eğilimleri
Critical Thinking Dispositions of Doctoral Students in Medical Sciences Institute
Dilay Açıl, Ayse Çal, Burcu Altunay, Zuhal Bahar, Ayşe Beşer
doi: 10.55646/jaren.2021.82621  Sayfalar 136 - 145
Amaç: Çalışma sağlık bilimleri enstitüsünde doktora eğitimi alan öğrencilerin eleştirel düşünme eğilimlerini değerlendirmek amacıyla yürütülmüştür.
Yöntem: Tanımlayıcı olarak yürütülen araştırmanın örneklemini Dokuz Eylül Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde doktora eğitimi alan 86 öğrenci oluşturmuştur. Veriler sosyodemografik veri formu ve Kalifornia Eleştirel Düşünme Eğilim Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiklerin beraberinde t testi, korelasyon ve basit regresyon analizi kullanılmıştır.
Bulgular: Çalışmaya katılan öğrencilerin %64’ü hemşirelik alanında, %36’sı sağlık bilimleri enstitüsüne bağlı diğer programlarda doktora eğitimi almaktadır. Öğrencilerin eleştirel düşünme eğilimi puanı 248,29±36,48 olup, en yüksek eğilimin analitiklik alt boyutunda (47,94±4,87) olduğu belirlenmiştir. Regresyon analizi sonuçlarına göre erkek öğrencilerin meraklılık ve sistematiklik eğilimlerinin, doktora ders dönemindeki öğrencilerin ise doğruyu arama ve açık fikirlilik eğilimlerinin yüksek olduğu belirlenmiştir.
Sonuç: Çalışmada öğrencilerin eleştirel düşünme düzeylerinin orta düzeyde olduğu ve doktora sürecinde eleştirel düşünme becerisi daha yüksek öğrenciler yetiştirmek için müfredatın bu yönde iyileştirmesine gereksinim olduğu sonucuna varılmıştır. Eğitim ortamının doğruyu arama ve açık fikirli olma eğilimlerini geliştirici özellikte olması ve özellikle kadın öğrencilerin meraklı ve sistematik olma ile ilgili eğilimlerinin desteklenmesi önerilmektedir.
Objective: The study was conducted to assess critical thinking dispositions of doctoral students in medical sciences institute.
Methods: Sample of this descriptive study consists of 86 doctoral students in Dokuz Eylül University Institute of Medical Sciences. Data were collected by using sociodemographic data form and California Critical Thinking Dispositions Inventory. Descriptive statistics, t-test, correlation and simple regression were used in data assessment.
Results: 64% of the students were receiving doctoral education in the field of nursing, while 36% were in other programs of institute of medical sciences. Students’ critical thinking disposition score was 248,29±36,48, with the highest disposition in analyticity sub-dimension (47,94±4,87). According to regression analysis results, male students were found to have high inquisitiveness and systematicity disposition, while students in course period had high truth-seeking and open-mindedness dispositions.
Conclusion: It was concluded that students had moderate level of critical thinking disposition and the curriculum had to be improved for students to have higher critical thinking skills. It is recommended for educational environment to develop truth-seeking and open-mindedness dispositions and to support female students’ dispositions to be inquisitive and systematic.

DERLEME
8.
Hemşirelikte İnovasyon Kültürü Geliştirme
Improving Culture of Innovation in Nursing
Merdiye Şendir, Ayşe Kabuk, Rabia Yaman
doi: 10.55646/jaren.2021.65477  Sayfalar 146 - 150
İnovasyon, çıktıları, verimliliği, uygunluğu veya kullanıcı deneyimini iyileştirmeye yönelik planlı ve koordineli eylemlerle uygulanan yeni bir dizi davranış, rutin ve çalışma şeklidir. İnovasyon kültürü, inovasyonu yapan ve günlük yaşamda yapıların sürdürülebilirliğini destekleyen kültürdür. İnovasyon kültürünün geliştirilebilmesi için, artan teknolojik gelişmeler ve olanaklar doğrultusunda, toplumun her kademesinin kültürel yapısı, özellikleri ve gereksinimleri göz önüne alınarak inovasyon kültürü oluşturmaya yönelik uygulamaların geliştirilmesine ihtiyaç vardır. İnovasyon kültürünü geliştirmek için çocukluktan başlayarak yetişkinlik dönemine kadar yaratıcı ve yenilikçi fikirlerin desteklenmesi gerekmektedir. Aile, okul ya da çalışılan kurumlarda inovasyon algısının ve kültürünün oluşturulması destekleyici ve rehberlik edici bir çevre ile olabilmektedir. Bu derlemenin amacı, hemşirelikte inovasyon kültürünü geliştirmek için yol gösterici olmaktır.
Innovation is a new group of behaviors, routine and working methods. Innovation is implemented through planned and coordinated actions to improve outputs, efficiency, suitability or user experience. The culture of innovation is the culture that makes innovation and supports the sustainability of the structures in daily life. For the development of innovation culture, there is a need to develop practices for creating an innovation culture, according to increased technological developments and opportunities, considering the cultural structure, characteristics and requirements of all levels of society. From childhood to adulthood, creative and innovative ideas need to be supported to promote the culture of innovation. In a family, school or institution, the creation of innovation perception and culture can be a supportive and guiding environment. The aim of this review is to guide the development of culture of innovation in nursing.

9.
Erişkin Hastalarda Diyabetik Ketoasidoz Tedavisi ve Hemşirelik Yaklaşımları
Diabetic Ketoasidosis Therapy and Nursing Approaches in Adults Patients
Gülden Anataca, Selda Çelik
doi: 10.55646/jaren.2021.59354  Sayfalar 151 - 156
Diabetes Mellitus dünyada ve ülkemizde prevalansı hızla artan kronik bir metabolizma hastalığıdır. Diyabet tedavisindeki amaç kan glukoz seviyesini kontrol altında tutmaktır. Kontrol altına alınamayan kan glukoz düzeyleri akut komplikasyonlara yol açmakta, hatta oluştuğunda acil önlem alınmaz ise takip ve tedavideki tüm gelişmelere rağmen mortalite ve morbilite nedeni olabilmektedir. Hiperglisemik akut komplikasyonlar içerisinde yer alan diyabetik ketoasidoz insülin eksikliğine bağlı olarak gelişen hiperglisemi ile karakterize metabolik bir durumdur. Tip 1 diyabetlilerde sıklıkla görülmekle birlikte, Tip 2 diyabetli hastalarda katabolik stres yaratan akut hastalık durumlarında da görülebilmektedir. Diyabetik ketasidozda vücuttaki insülin eksikliğiyle birlikte glukagon, kortizol, katekolaminler, büyüme hormonu olan kontregülatör hormonlarda artış sonucu hiperglisemi, hiperketonemi ve asidoz meydana gelir. Tedavideki amaç, sıvı elektrolit dengesinin sağlanması, insülin tedavisi, potasyum replasmanı, bikarbonat tedavisi ve diyabetik ketoasidozun düzeltilmesi sonrası diyabetin idame tedavisinin sağlanmasını içerir. Diyabetli bireylerde diyabetik ketoasidozun önlenmesi ve oluştuğunda hastaların tedavisi ve bakımında, tecrübeli ve eğitimli sağlık ekibinin takibi önemli bir yer tutar. Bu nedenle diyabetlinin takibini yapan sağlık ekibinin ve bu ekip içerisindeki hemşirenin diyabetik ketoasidozun erken dönemde tanılanması, tedaviye zamanında başlanması ve hemşirelik bakımının planlanması, hasta ve ailesinin eğitimini yapması son derece önemlidir. Bu derlemede, diyabetik ketoasidozun tanımı, epidemiyolojisi, risk faktörleri, belirti-bulgu, güncel tedavisi ve hemşirelik yaklaşımları ele alınmıştır.
Diabetes Mellitus is a chronic metabolic disease whose prevalence is rapidly increasing in the world and in our country. The aim of the treatment of diabetes is to keep the blood glucose level under control. Uncontrolled blood glucose levels lead to acute complications and even if it does not take immediate action when it occurs, it can be a cause of mortality and morbidity despite all the developments in follow-up and treatment. Diabetic ketoacidosis is a metabolic condition characterized by hyperglycemia due to insulin deficiency. Although it is common in patients with type 1 diabetes, it can also be seen in cases of acute disease causing catabolic stress in patients with Type 2 diabetes. Diabetic ketacidosis with insulin deficiency in the body together with the increased glucagon, cortisol, catecholamines, growth hormone contregulator hormones, which result of hyperglycemia, hypercetonemia and acidosis occurs. The aim of the treatment is to provide maintenance of diabetes after the provision of liquid electrolyte balance, insulin therapy, potassium replacement, bicarbonate treatment and correction of diabetic ketoacidosis.The prevention of diabetic ketoacidosis in diabetic patients and the follow-up of an experienced, trained health care team are important in the treatment and care of patients. For this reason, it is very important that the health care team and the nurse in this team follow the diabetic ketoacidosis in the early period, to start the treatment on time and to plan the nursing care and to educate the patient and his / her family.In this review, the definition, epidemiology, risk factors, symptom-finding, current therapy and nursing approaches of diabetic ketoacidosis are discussed.

10.
Siber Güvenlik: Sağlık Hizmetleri Ne kadar Güvende?
Cyber Security: Are Healty Services Reliable?
Yıldız Tosun, Elif Gezginci, Sonay Göktaş
doi: 10.5222/jaren.2019.27879  Sayfalar 157 - 161
Amaç: Sağlık bakım hizmetlerinin sunumunda bilişim teknolojileri yaygın olarak kullanılmaktadır. Kaliteli ve güvenli bir bakımın sağlanmasında bilişim teknolojilerinin önemi büyüktür. Bilişim teknolojisi; bilgi yönetimi, paylaşımı ve kolay erişimi sağlayarak bakım güvenliğini büyük ölçüde sağlamaktadır. Bilişim teknolojilerinin sağladığı bu olumlu özelliklerin yanı sıra her cihazın uzaktan kontrol edilebilir ve ulaşılabilir olması sağlık verileri ve cihazların güvenliği ile ilgili endişelere yol açmaktadır. Sağlık sektörü, zengin veri kaynaklarına sahip olması ve korumaya yönelik savunmalarının az olmasından dolayı siber suçlular tarafından çekici hale gelmektedir. Hastanelerdeki siber tehdit sağlık bilgileri ve hastanelere yapılan fidye saldırıları dışında aynı zamanda tıbbi cihazlara ve altyapıya yönelik saldırıları da içermektedir. Sağlık hizmeti veren kuruluşlarda siber güvenliğe yönelik yeterince önlem alınmaması hasta güvenliğini tehlikeye sokabilmektedir. Siber güvenlik hasta güvenliğinde kritik öneme sahip olmasına rağmen gelişen teknoloji ile birlikte güvenlik önlemlerinin artırılmasını gerekli kılmaktadır. Sonuç olarak siber güvenlik hasta güvenliğinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu makalede sağlık bakım hizmetlerinin sunumunda hasta güvenliğini tehdit eden siber güvenliğin önemi vurgulanmış olup, güvenlik önlemlerinin artırılmasına yönelik daha fazla çalışmanın yapılması gerektiğine değinilmektedir.
Objective: Information technologies are widely used in the presentation of health care services. Information technologies are important in providing quality and safe maintenance. Information Technology provides a large degree of maintenance security by providing information management, sharing and easy access. In addition to these positive features provided by information technologies, the fact that each device can be remotely controlled and accessible causes concerns about health data and the safety of devices. The health sector is attractive by cyber criminals because of its rich data sources and low defense defenses. Cyber threats in hospitals include health information and ransom attacks on hospitals, besides attacks on medical devices and infrastructure. Failure to take adequate measures for cyber security in healthcare organizations may endanger patient safety. Although cyber security is critical in patient safety, it is necessary to increase security measures with developing technology. As a result, cyber security has become an indivisible part of patient safety. In this article, the importance of cyber security that threatens patient safety is emphasized in the presentation of health care services and more studies are needed to increase the security measures.



Sayın Yazar/Yazarlar,

Dergimiz pandemi sürecinde oluşan sosyal ve ekonomik koşullardan dolayı 2021 yılı sayıları malesef yayınlanamamıştır. Bu süreçte bulunduğu ulusal ve uluslararası indeklersden düşme durumu söz konusudur. Makalenizin indeks uyarımızı dikkate alarak dergimizde yayın olmasını istiyor iseniz ilgili editöre mail yoluyla bildirmeniz gerekmektedir.Yaşanan indeks sorunu nedeniyle makalenizi geri çekmek isterseniz talebinizi sistem üzerinden tamamlamalısınız. Sizlerin desteğiyle akademik yayın hayatımıza devam etmek bizler için çok değerlidir.

Saygılarımızla,
Editör Kurulu



Copyright © 2022 JAREN