ISSN 2149-4983 | e-ISSN: 2149-9306
 
 
Cilt : 8 Sayı : 2 Yıl : 2022
 
: 8 (2)
Cilt: 8  Sayı: 2 - 2022
Özetleri Gizle | << Geri
1.
Kapak
Cover

Sayfa I

2.
Yayın Kurulu
Editorial Board

Sayfalar II - VI

3.
İçindekiler
Contents

Sayfa VII

ORJINAL ARAŞTIRMA
4.
Ruhsal Bozukluğu Olan Bireylerin Fiziksel Sağlık Durumları: Kesitsel Bir Çalışma
Physical Health Status of Individuals with Mental Disorders: A Cross Sectional Study
Gül Dikeç, Funda Gümüş, Abdullah Atlı
doi: 10.55646/jaren.2022.33602  Sayfalar 53 - 62
Amaç: Ruhsal bozukluğu olan bireylerin pek çok fiziksel hastalığının olmasına rağmen bu konu ülkemizde yeterince incelenmemiştir. Bu çalışma bir üniversite hastanesinin psikiyatri kliniğinde ayaktan takip edilen hastaların fiziksel sağlıklarının belirlenmesi amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı araştırma deseninde yapıldı.
Yöntem: Çalışmaya 137 birey katıldı. Çalışmada verilerin toplanmasında Bilgi Formu kullanıldı. Hastaların fiziksel sağlık davranışlarının değerlendirilmesinde; madde kullanımı, sağlığı geliştiren davranışlar, egzersiz, beslenme, uyku, öz bakım, ağız hijyeni, boşaltım ve cinsel yaşamlarına ilişkin sorular soruldu ve hastaların boy, kilo, beden kitle indeksi, yaşam bulguları ölçüldü.
Bulgular: Bu çalışmaya katılan hastaların %21,9’unun bir fiziksel hastalığı olduğu, günlük ortalama 8,24±2,24 saat uyudukları, hastaların %59,9’unun uyandığında kendini dinlenmiş hissetmediği bulundu. Katılımcıların boşaltım alışkanlıkları değerlendirildiğinde %55,5’inin günde bir kez defakasyona çıktığı belirlendi. Katılımcıların %55,5’inin cinsel yaşamlarından memnun olmadığı, %80,3’ünün herhangi bir kontraseptif yöntem kullanmadığı belirlendi. Hastaların ağrı durumları değerlendirildiğinde %33,6’sının ağrı yaşadığı; en sık yaşanan ağrının %13,9 ile baş ağrısı olduğu belirlendi. Katılımcıların Beden Kitle İndekslerinin (BKI) ortalama 25,26±4,94 olduğu belirlendi.
Sonuç: Ruhsal bozukluğu olan bireylerin fiziksel sağlıklarının geliştirilmesinde, hastaların sağlıklı yaşam alışkanlıklarının tanımlanması, davranış değişikliği yaratan psikososyal müdahalelerden yararlanılması önerilebilir.
Aim: Patients with mental disorders have common psychical comorbidities, however there is limited studies about this issue in Turkey. This cross-sectional, descriptive study was conducted to evaluate the physical health of outpatients being followed up in the psychiatric clinic of a university hospital.
Methods: Data from a total of 137 patients were collected using a detailed information form. Physical health was assessed by questioning patients about substance use, health-promoting behaviors, exercise, diet, sleep, self-care, oral hygiene, elimination, and sex life and measuring their height, weight, and vital findings.
Results: It was determined that 21.9% of the participants had a physical disease. The patients slept an average of 8.24±2.24 hours per night and 59.9% did not feel rested when they woke up; 55.5% of the patients had bowel movements once a day; 55.5% were not satisfied with their sex life and 80.3% did not use any contraceptive methods. In addition, 33.6% of the patients reported experiencing pain, with headaches being the most common (13.9%). The mean body mass index of the participants was 25.26±4.94.
Conclusion: In this study, the results was similar with literature that patients with mental disorders physical health status should be improved. In order to improve the physical health of people with mental disorders, their lifestyle habits should be evaluated, and psychosocial interventions used to effect behavioral changes.

5.
Hemşirelik Eğitiminde Simülasyon Kullanımına İlişkin Öğrenci Görüşleri
Students’ Opinions Regarding the Use of Simulation in Nursing Education
Ezgi Bağrıaçık, Nida Aydın, Ümran Dal Yılmaz
doi: 10.55646/jaren.2022.43660  Sayfalar 63 - 70
Amaç: Bu araştırmanın amacı Hemşirelik eğitimi gören öğrencilerin eğitimde simülasyon kullanımına ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesidir.
Yöntem: Tanımlayıcı nitelikteki araştırmanın örneklemi özel bir üniversitenin hemşirelik fakültesinde eğitim gören ve araştırmaya katılmayı kabul eden 308 öğrenciden oluşmuştur. Veriler öğrencilerin tanıtıcı bilgilerini ve simülasyon uygulamalarına yönelik görüşlerini içeren sorulardan oluşan veri toplama formu ile elde edilmiştir. Tanımlayıcı istatistikler ile veriler analiz edilmiştir.
Bulgular: Hemşirelik öğrencilerinin %84,4’ü simülasyon uygulamalarının oldukça yararlı olduğunu, tamamına yakını (%89) teorik bilgi ile simülasyon kullanımının birlikte olması gerektiğini, %47,1’i anlatılan konunun maket üzerinde demonstrasyon uygulamasının yapılmasının daha ilgi çekici olduğunu belirtmişlerdir. Öğrenciler, beceri öğrenmede klinik uygulamanın daha yararlı olduğunu düşünürken (%81,8), simülasyon uygulamalarının mesleki becerilerine ve klinik karar verme yetilerine katkı sağladığını, kendilerine güveni artırırken anksiyetelerini de azalttığını belirtmişlerdir.
Sonuç: Hemşirelik eğitimi veren okulların simülasyon uygulamalarını uygun teknoloji ile yapmaları ve müfredatlarda daha fazla zaman verilmesi önerilmektedir. Bu tür eğitim değişiklikleri daha donanımlı sağlık profesyonellerinin mezun edilmesine, hasta güvenliğinin sağlanmasına ve bakımın kalitesinin artmasına fayda sağlayacaktır.
Objectives: The aim of this study is to evaluate the views of nursing students about the use of simulation in education.
Methods: The sample of the descriptive study consisted of 308 students who were educated in the nursing faculty of a private university and accepted to participate in the research. The data were obtained through a data collection form consisting of questions containing students’ introductory information and their views on simulation applications. Data were analyzed with
Results: 84.4% of nursing students stated that simulation applications are very useful, almost all (89%) of them should be combined with theoretical knowledge and simulation use, 47.1% of the subject was more interesting to demonstrate on the model. While students thought that clinical practice was more useful in learning skills (81.8%), simulation practices contributed to their professional skills and clinical decision-making skills, and increased their confidence, while reducing their anxiety.
Conclusion: It is recommended that schools providing nursing education to perform simulation applications with appropriate technology and to give more time in curricula. Such training changes will help graduate more equipped healthcare professionals, ensure patient safety, and improve the quality of care.

6.
Covid-19 Pandemi Sürecinde Uzaktan Eğitim Alan Hemşirelik Öğrencilerinde Motivasyonel Görüşme Temelli Danışmanlığın Eğitim Stresi Üzerine Etkisi: Randomize Kontrollü Bir Çalışma
The Effect of Motivational Interview-Based Counseling on Educational Stress in Distance Education Nursing Students During the Covid-19 Pandemic Process: A Randomized Controlled Study
Aydan Akkurt Yalçıntürk, Gizem Kubat Bakır
doi: 10.55646/jaren.2022.53325  Sayfalar 71 - 77
Amaç: Araştırma Covid-19 pandemi sürecinde uzaktan eğitim alan hemşirelik öğrencilerinde motivasyonel görüşme temelli danışmanlığın eğitim stresi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı.
Yöntem: Araştırmanın örneklemini Aralık 2020-Haziran 2021 tarihleri arasında bir üniversitede hemşirelik eğitimi alan, cerrahi hastalıkları hemşireliği dersini alan 60 öğrenci oluşturdu. Randomizasyon yöntemiyle ayrılan girişim grubundaki öğrencilere altı oturum motivasyonel görüşme uygulandı. Kontrol grubundaki öğrencilere ise uygulama yapılmadı. Araştırma verileri “Tanımlayıcı Bilgi Formu” ve “Hemşirelik Eğitimi Stres Ölçeği” ile toplandı.
Bulgular: Öğrencilerin “Hemşirelik Eğitimi Stres Ölçeği”nden aldıkları ortalama puanlar incelendiğinde; girişim grubunda ön test toplam ortalama puan değeri 70,40±11,78 iken, son test ortalama değerinin 27,10±4,26’ya düştüğü belirlendi (p<0,05). Bununla birlikte son testte girişim grubunun ortalama puanının (27,10±4,26) kontrol grubundan anlamlı bir şekilde düşük olduğu (66,60±10,11) gözlendi (p<0,05).
Sonuç: Motivasyonel görüşme temelli danışmanlık uygulaması Covid-19 pandemi sürecinde uzaktan eğitim alan hemşirelik öğrencilerinde ortaya çıkan eğitim stresini azaltmada etkilidir.
Objective: The research was conducted to examine the effect of motivational interview-based counseling on educational stress in nursing students who received distance education during the Covid-19 pandemic process.
Methods: The sample of the study consisted of 60 students who received nursing education at a university and took the course of surgical diseases nursing between December 2020 and June 2021. Six sessions of motivational interviews were applied to the students in the intervention group who were separated by randomization method. The students in the control group were not applied. Research data were collected with “Descriptive Information Form” and “Nursing Education Stress Scale”.
Results: When the average scores of the students from the “Nursing Education Stress Scale” are examined; In the intervention group, the pretest total mean score was 70.40±11.78, while the posttest mean value decreased to 27.10±4.26 (p<0.05). However, ın the posttest, it was observed that the mean score of the intervention group (27,10±4.26) was statistically significantly lower than the control group (66,60±10.11) (p<0,05).
Conclusion: Motivational interview-based counseling is effective in reducing the educational stress of nursing students who receive distance education during the Covid-19 pandemic process.

7.
Öğrenci Hemşirelerin Mesleki Değerleri ve İletişim Becerileri ile İş Birliği Süreçleri Arasındaki İlişki
The Relationship between Professional Values of Student Nurses and Communication with Collaboration Skills
Leyla Baysan Arabacı, Ceyda Başoğul, Kazım Acar, Nurşen Aksak, Ali Büyükkoçak
doi: 10.55646/jaren.2022.63325  Sayfalar 78 - 86
Amaç: Öğrenci hemşirelerin mesleki değerleri ve iletişim becerileri ile iş birliği yapabilme süreçleri arasındaki ilişkiyi incelemektir.
Yöntem: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı olarak tasarlanan bu çalışma, Türkiye’de 54 farklı üniversitede hemşirelik lisans programına kayıtlı olan ve mesleki bir derneğe üye olan 511 öğrenci hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, Tanıtıcı Bilgi Formu, Hemşirelikte Mesleki Değerler Ölçeği (HMDÖ), İletişim Becerileri Envanteri (İBE) ve İş Birliği Süreci Ölçeği (İSÖ) ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 programında tanımlayıcı istatistikler ve korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir.
Bulgular: Elde edilen bulgulara göre, araştırmaya katılan öğrenci hemşirelerin %79,1’i kadın ve yaş ortalaması 20,91±1,98’dir. Öğrencilerin, %79,3’ü mesleğe karşı olumlu bakış açısına sahip olduğunu ve %56,4’ü de imkân olsa aynı mesleği tekrar seçebileceğini ifade etmiştir. %66,7’si çevre ile iletişimde kendisini dışa dönük biri olarak tanımlayan ve %74,6’sı grup çalışmalarına olumlu bakış açısına sahip olduğunu belirten öğrencilerin, HMDÖ, İBE ve İSÖ toplam ve alt ölçek puan ortalamaları ortalamanın üzerinde bulunmuştur. Aynı zamanda öğrenci hemşirelerin mesleki değerleri ve iletişim becerileri ile iş birliği yapabilme süreçleri arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde güçlü bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<0,05).
Sonuç: Araştırma sonucunda, öğrenci hemşirelerin yüksek düzeyde mesleki değerlere sahip olduğu, özellikle zihinsel ve davranışsal olmak üzere iletişim becerilerinin ve iş birliği yapabilme süreçlerinin iyi düzeyde (ortalamanın üzerinde) olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğrenci hemşirelerin mesleki değerleri ve iletişim becerileri, iş birliği yapabilme süreçlerini etkilemektedir.
Objective: The aim of the study is to examine the relationship between student nurses’ professional values and communication skills with cooperation processes.
Methods: This descriptive and correlational study was conducted with 511 students who registered undergraduate nursing degree programs in 54 different universities and a member of a professional association in Turkey. Data were collected by using the Introductory Information Form, Nursing Professional Values Scale (NPVS), Communication Skills Inventory (CSI) and Cooperative Learning Process Scale (CLPS) and were analyzed by using descriptive statistics and correlation analysis in SPSS 22.0 program.
Results: Of the students 79.1% were female and the mean age was 20.91 ± 1.98. Of the students 79.3% stated that they had a positive view of the profession, and 56.4% stated that they could choose the same profession again if possible. 66.7% of the students stated that they were extroverted in communication with the environment, and 74.6% had a positive perspective on group work. The total and subscale mean scores of the NPVS, CSI, and CLPS were above the average. At the same time, it was found that there was a statistically significant strong positive relationship between the professional values and communication skills of the student nurses and the cooperation processes (p<0.05).
Conclusion: In conclusion, it has been determined that student nurses have high professional values and their communication skills, especially mental and behavioral and cooperation processes are good level (above average). In addition, the professional values and communication skills of student nurses affect their cooperation processes.

DERLEME
8.
Çocuk ve Ergenlerin Ruh Sağlığını Koruma ve Geliştirmede Önemli Bir Güç: Hemşireler
Nurses: The Important Power for Protecting and Developing of Children’s and Adolescents’ Mental Health
Cemile Hürrem Ayhan, Özgü Uluman, Sevim Buzlu
doi: 10.55646/jaren.2022.08769  Sayfalar 87 - 96
Çocuk ve ergenlerin %10-20’si herhangi bir zamanda ruhsal bir rahatsızlığa maruz kalmakta ve sadece %25’i profesyonel yardım almaktadır. Bu dönemde görülebilecek ruhsal bozukluklar normal psikolojik gelişimi sekteye uğratarak çocuk ve gençlerin ideal işlevselliklerine erişmesini engelleyebilmektedir. Çocukluğun özel bir gelişim evresi olduğu ve çevresel faktörlerden etkileneceği de göz önünde bulundurulduğunda, ruh sağlığının geliştirilmesi ve ruhsal bozuklukların önlenmesinin önemi büyüktür. Çocuk ve ergenin ruh sağlığında koruyucu önlemler planlanırken çocuk ve ergenin gelişim aşaması, ruhsal bozukluklara karşı savunmasızlık derecesi, ruhsal bozukluğun nasıl ifade edildiği göz önünde bulundurulmalıdır. Dolayısıyla ruhsal bozuklukları anlamak ve koruyucu önlemleri belirlemek için gelişimsel bir bakış açısı gerekmektedir. Literatürde çocuk ve ergen ruh sağlığında koruyucu önlemler; tarama programları, ev ziyaretleri, ebeveyn eğitimleri, okul tabanlı programlar olarak belirtilmektedir. Bu derlemenin amacı; çocuk ve ergenlere yönelik koruyucu ruh sağlığı girişimleri, bu girişimlerin etkinliği ve hemşirelerin bu girişimlerdeki rolüne dikkat çekmektir.
The burden of disease related to mental disorders in children and adolescents is great. 10-20% of children and adolescents are exposed to mental illness and only 25% have been received professional help. The mental disorders that may be seen during this period have interfered with normal psychological development and prevented child and adolescent from reaching their ideal functioning.The development of mental health and the prevention of mental disorders among children and adolescent being aware of the fact that childhood is a special developmental stage and will be affected by environmental factors is special issue. When preventive measures are planned in child and adolescent mental health, the stage of development of the child, the degree of vulnerability to mental disorders, how the disorder is expressed must be considered. Therefore, a developmental perspective is needed to understand mental disorders and to identify preventive measures. Preventive measures in child and adolescent mental health are included in the literature as screening programs, home visits, parental education, and school-based programs. The purpose of this literature review is to examine preventive interventions and effectiveness of these interventions for children and adolescent mental health.

9.
Doğum Ağrısında Masajın Etkisi: Sistematik Derleme
Effect of Massage on Labor Pain: A Systematic Review
Hülya Türkmen, Nazan Tuna Oran
doi: 10.55646/jaren.2022.72621  Sayfalar 97 - 106
Amaç: Bu çalışmanın amacı doğum ağrısında masaj uygulamasının etkisine yönelik yapılan çalışmaların sonuçlarını sistematik olarak gözden geçirmektir.
Gereç ve Yöntem: Çalışma 2000-2017 tarihleri arasında yayınlanmış olan orijinal müdahale çalışmaları Pubmed, Science Direct, Cochrane Library, Wiley Online Library veri tabanlarında kontrol edilerek yürütülmüştür. Tarama doğum ağrısında masaj uygulamanın etkisi kapsamında yapılmış randomize kontrollü müdahale çalışmaları (RKÇ) ve randomize olmayan kontrollü müdahale çalışmaları incelenerek İngilizce dilinde “labor pain” ve “massage” anahtar kelimeleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmaların çalışmaya dahil edilme ölçütleri PICO’ya (Population, Intervention, Comparison, Outcome) uygun olarak belirlenmiştir. Tarama da ilgili başlıklar ve özetler incelemeye alınmıştır (n=95). 2000-2017 tarihleri arasında yayınlanan çalışmalar (n=93) arasında başlık ve özetlere göre çalışma ile ilgili olmayan çalışmalar tespit edilmiştir (n=54). Müdahale araştırması olmayan (n=14) ve tam metne ulaşılamayan makalelerin (n=10) çıkarılması sonucunda değerlendirmeye 15 makale alınmıştır. Ancak 5 makalenin yinelendiği saptanmış ve tarama sonucunda toplam 10 makaleye ulaşılmıştır.
Bulgular: İncelemeye alınan randomize ve randomize olmayan kontrollü müdahale çalışmaların örneklemini min.20-max.51 doğumun I. evresinde olan çoğunlukla primipar gebeler oluşturmaktadır. Sistematik inceleme sonucunda omuz, sırt, abdominal bölge, sakrum, el ve ayak gibi bölgelere yaklaşık 30 dakika masaj uygulamasının özellikle aktif fazda olmak üzere doğumun I. evresinde ağrı algısını azalttığı bulunmuştur.
Sonuç: Doğumun I. evresinde omuz, sırt, abdominal bölge, sakrum, el ve ayak gibi bölgelere masaj uygulanmasının doğum ağrısının azaltılmasında etkili olduğu, çalışmaların sonucunda bulunmuştur. Bu nedenle doğum eyleminde masaj uygulamasının ülkemizdeki sağlık kuruluşlarında daha yaygın hale getirilmesi önerilmektedir.
Aim: The aim of this study is to systematically review the findings of the studies conducted about the effect of massage on labor pain.
Material and Methods: The study was carried out by checking original intervention studies published between 2000-2017, on Pubmed, Science Direct, Cochrane Library, Wiley Online Library databases. The review was performed in English using the keywords, “labor pain” and “massage” by examining randomized controlled intervention studies (RCTs) and non-randomized controlled intervention studies conducted under the influence of massage application at labor. The inclusion criteria for the study were determined in accordance with the PICO (Population, Intervention, Comparison, Outcome). Related topics and abstracts were also examined in the screening (n=95). Among the studies published between 2000 and 2017 (n=93), studies not related to the study were determined according to the title and summaries (n=54). Fifteen articles were received to evaluate of non-experimental research articles and unreachable full texts. However, 5 articles were found to have been repeated and a total of ten articles were found as a result of the search.
Results: Sampling of randomized and non-randomized controlled intervention studies in the review was min.20-max.51 and phase 1 of delivery are generally primiparous pregnancies. As a result of the systematic review, it was found that massage for 30 minutes to areas such as the shoulders, back, abdominal region, sacrum, hand and foot reduces the pain perception in the first stage of labor, particularly in the active stage.
Conclusion: It is found that massaging areas such as shoulders, back, abdominal areas, sacrum, hand and foot in the first stage of labor is effective in reducing the labor pain. For this reason, it is suggested that massaging in labor is made more widespread in health institutions in our country.

OLGU SUNUMU
10.
Metastatik Kolorektal Kanseri Olan Hastanın Ameliyat Sonrası Hemşirelik Bakımı: Olgu Sunumu
Postoperative Nursing Care Patient With Metastatic Colorectal Cancer: Case Report
Zeynep Kızılcık Özkan, Bülent Ünal
doi: 10.55646/jaren.2022.99810  Sayfalar 107 - 113
Bu çalışmada amaç metastatik kolorektal kanser nedeniyle eş zamanlı anterior rezeksiyon, sağ hepatektomi ve kolesistektomi yapılan bir hastanın Marjory Gordon’un Fonksiyonel Sağlık Örüntüleri modeline göre NANDA - I Taksonomi II sınıflama sistemini uygulayarak ameliyat sonrası hemşirelik bakımını sunmaktır. Çalışma Temmuz 2018 - Ekim 2018 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinde gerçekleştirildi. Hastaya etkisiz sağlık bakımı, bulantı, dengesiz beslenme; beden gereksiniminden az, bozulmuş gastrointestinal motilite işlevi, aktivite intoleransı riski, etkisiz solunum örüntüsü, banyo yapmada öz bakım eksikliği, uyku örüntüsünde bozulma olmak üzere sekiz hemşirelik tanısı koyuldu. Uygun hemşirelik girişimleri uygulandı ve bakımın sonuçları değerlendirildi. Sonuç olarak Gordon’un FSÖ modeli ve NANDA’nın hemşirelik tanılama sistemi baz alınarak uygulanan hemşirelik bakımının postoperatif derlenmeyi hızlandırdığı gözlendi.
The aim of this study was to present postoperative nursing care according to the Marjory Gordon’s Functional Health Patterns Model, applying the Nursing Diagnosis NANDA - I Taxonomy II classification system in a patient who underwent simultaneous anterior resection, right hepatectomy and cholecystectomy for metastatic colorectal cancer. The study was conducted in a university hospital between July 2018 and October 2018. The patient was diagnosed as eight nursing diagnoses ineffective health maintenance, nausea, imbalanced nutrition: less than body requirements, dysfunctional gastrointestinal motility, risk for activity intolerance, ineffective breathing pattern, bathing self-care deficit, disturbed sleep pattern. Appropriate nursing interventions were performed and the results of the care were evaluated. As a result, it was observed that the nursing care applied based on Gordon’s FSP model and NANDA’s nursing diagnostic system accelerated postoperative recovery.



Journal of Academic Research in Nursing (JAREN) dergisi; Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gaziosmanpaşa Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 2015 yılında Haziran ve Aralık aylarında yılda iki kez yayımlanmış olan ve 2017 yılından itibaren Nisan, Ağustos ve Aralık aylarında olmak üzere yılda üç kez yayınlanmaya devam eden yayınıdır. Dergi; Türkiye Atıf Dizini (Turkey Citation Index), ULAKBİM TR Dizin ve EBSCO Academic Search Complate veri tabanlarında indekslenmektedir.



Copyright © 2022 JAREN